O kararı açıklamak için kürsüde. Değerli basın mensupları, Türk milletinin aziz evlatları. Hepimizin bildiği üzere 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri öngördüğümüz üzere ikinci tura kalmıştır. Ata İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı olarak birinci turda 5.2 oranında oy alarak seçimlerin ikinci turu üzerinde etkili bir noktaya ulaştık. Öncelikle Türk milletinin her bir ferdine seçimlerde göstermiş oldukları vakur tavır, yüksek katılım ve bize olan teveccühleri için teşekkür ederim. Ata İttifakı Birleşeni Partilere, Sayın Genel Başkanlarına, parti yöneticilerine, parti teşkilatlarına ve seçmen tabanlarına teşekkür ederim. Resmi olarak ittifak içerisinde yer almasalardı, Türkiye İttifakı Partisi üzerinden desteklerini esirgemeyen ve ilk günden beri bizimle beraber olan siyasi partilerimizin Sayın Genel Başkanlarına, parti yöneticilerine, teşkilatlarına ve tabanına teşekkür ederim. Yaklaşık 10 senedir bizimle beraber yol yürüyen, bizi en zor zamanlarımızda dahi yalnız bırakmayan yol arkadaşlarıma, Türkiye'nin her bir köşesinde ilmek ilmek gece gündüz çalışan Sinan Oğan gönüllülerine teşekkürü borç bidiyorum. Yine bizimle aynı teşkilatlanma yapısı içerisinde olmasa da bizimle farklı dünya görüşü içerisinde bulunmasına rağmen bize inanan, bize güvenen ve gelecek Türkiye'sinde bizim olmamızı isteyerek bize oy veren, destek olan tüm vatandaşlarımıza sevgi, saygı ve teşekkürlerimi iletiyorum. Bize 111.506 imza vererek bizim bu yarışın bir parçası olmamızı sağlayan tüm imza veren vatandaşlarıma teşekkürimi borç biliyorum. Açtığımız seçim hesabına karınca kararınca destek olan, gittiğimiz yerlerde masraflarımıza ortak olan ve genel olarak bizi bu manada destekleyen herkese teşekkürü borç bilirim. Afişleri, pankartları, broşürleri halkımız internet sitemizden indirilerek evlerine, iş yerlerine, araçlarına, caddelere, sokaklara astılar. Her çabaları kıymetlidir bizim için. Gittiğimiz illerde, ilçelerde kendiliğinden toplandılar, kalabalıklar oluşturdular, saplarına davet ettiler, iş yerlerine buyur ettiler. Özellikle gençlerimiz sevgiseli oldular, aktılar. Her adımları bizim için önemliydi. Önemliydi. Hepsine teşekkürü borç biliyorum. Sesimizi televizyonlardan, gazetelerden duyuramadık. Sosyal medya açılan tek kapımız oldu. Cümlelerimiz için tehditler aldık. Saldırılara uğradık. İstedikleri şekilde davranmadığımız için hakkımızda yalan haber çıkardılar. Bağlamından koparılan cümlelerle adeta kirli pazarlıkların bir parçası gibi gösterdiler. Sosyal medya lincine uğradık. Gönüllülerimiz koştu yardımımıza, gece gündüz uyumadık, yorulduk, bitkin düştük ama yılmadık, yıkılmadık. Değerli basın mensupları, biz yaklaşık 3 yıl önce eğer bir Türk milliyetçisi aday olmasa Türk milliyetçilerini adaysız bırakmayacağız dedik ve yola çıktık. Bu süreç içerisinde tüm Türkiye'de Sinan Oğan gönüllüleri üzerinden örgütlenmeye ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanmaya başladık. Son ana kadar da üzerinde uzlaşılan bir Türk Milliyetçisi aday formülünü bekledik ve dedik ki eğer böyle bir aday çıkarsa biz çekileceğiz. Ve kayıtsız şartsız bu adayı destekleyeceğiz. Ancak dediğimiz şartlara haiz bir aday çıkmadığı için biz çalışmalarımıza hız verdik. Bu sürecin sonlarına doğru ise Ata İttifakı'nın kuruluşu gerçekleşti ve biz 11 Mart'ta ittifakın adayı olarak ilan edildik. Türk Milliyetçilerinin ve Atatürkçilerin adayı olarak bu seçimlere girdik. Maalesef ki birçok kesim bizim son bir ayda çıkıp 5.2 oy almamızı şaşırarak izliyor. Daha doğrusu öyle zannediyor. Oysa bilmedikleri, görmezden geldikleri, ciddiye almadıkları durum şuydu. Biz 3 yıldır bu çalışmayı sürdürüyorduk ve bir dip dalgayı bir ayda değil 3 yılda hazırladık. Bu sebeple de seçmenlerimizi küçümseyen, onları tesadüfi oylar olarak gören, bize değil başkanlarımızı küçümseyen, onları tesadüfi oylar olarak gören, bize değil başka adreslere yazmaya çalışanların bizim çalışmalarımızı daha dikkatli izlemelerini tavsiye ediyoruz. Hem bizim 3 yıldır sürdürdüğümüz çalışmalar hem de son 11 Mart'tan itibaren Ata İttifakı Birleşenleri ile yaptığımız güç birliği bu başarıyı getirmiştir. Normal şartlarda bizim almayı beklediğimiz oy oranı yaklaşık %9-16 bandında bir rakamdı. Bunu en başından beri kademeli olarak ifade ettik. Bir dip dalganın geldiğini, tüm anketlerin yanılacağını ve seçimin sürprizini bizim yapacağımızı ifade ettik. Ancak seçimin son düzlüğünde Sayın Muharrem İnce'ye yönelik başlatılan ve aşağılık usullere de el atılan linç kültürünün hedefine ulaşmasıyla bu defa son 3 günde bize dönük başlatılan yargısız infaz çalışması seçmenlerimizin bir kısmının ürkmesine sebep olmuştur. Yeri gelmişken belirtelim ki linç kültürünü ülkemiz demokrasisi açısından son derece tehlikeli bulmaktayım. Sizden olmayanı aşağılamak, sizinle aynı düşünmeyene hakaret etmek ve her türlü metotlarla insanların yarıştan çekilmesini sağlamaya çalışmak demokrasimize bir darbedir. Bizim bu kitleyi seçim öncesi uyarmamıza rağmen yapmayın, etmeyin, bizim kitlemize hakaret etmeyin, ikinci turda bizim kitlemizin oyuna ihtiyacınız olacak dememize rağmen bu basit uyarı bile futbol tabirlerine malzeme edilmeye çalışıldı. Oysa şimdi tam da dediğimiz noktadayız. Zira çekilmemiz durumunda ilk turda seçimin biteceği gerçeğini sanırım herkes artık görmüştür. Seçimlere oldukça zor şartlarda girdik. Eşit ve adil olmayan şartlarda yarıştık. Ne maddi olarak gerekli imkanlarımız vardı ne de medyada gösteriliyorduk. Ne hükümet imkanları ne de belediye imkanlarımız yoktu. Ayrıca devlet katkısından da mahrumduk. Buna rağmen büyük bir mücadele örneği sergiledik. Bu mücadelede özellikle de sosyal medya kullanıcılarının yeri ayrıdır. Bizim medya ambargosunu kırmamıza sebep olan gönüllü sosyal medya kullanıcılarımıza sonsuz teşekkürlerimi bildiriyorum. Biz ilk günden beri ortaya bir hedef ve plan koyduk. Plana sadık kaldık, birçok temel hedeflerimize ulaştık. Elbette bu ülkeyi yönetmek, Büyük Türkiye ve Kutlu Turan yolunda ilerlemek hedefimiz devam ediyor. İnşallah gelecek yıllarda bu hedeflerimize ulaşacağız. Buradaki temel kuralımız ise şudur. Plana sadık kal. Sosyal medya adreslerimizde daha önce yayınlamıştık ama bir kez daha burada değinmekte fayda var. Bu seçimlerin toplumun önüne koyduğumuz amaç ve hedefler açısından değerlendirdiğimizde 1. Türk milliyetçiliğini ve Atatürkçülüğü ülkenin ana gündemlerinden birisi haline getirdik. HDP üzerinden oluşturulan kilit parti söylemlerini yıkarak Türk milliyetçilerini kilit konuma yükselttik. İki ittifak arasına serpiştirilmiş, ikinci plana itilmiş ve adeta yedek olarak görülen Türk milliyetçisi seçmeni yeniden siyasetin ana merkezine yerleştirdik. Türkiye'de güçlü bir milliyetçi seçmen kitlesinin görülmesine katkı sağladık. Bu söylem milliyetçi kitlenin genişlemesini sağladı. Seçimlerin ikinci tura kalmasını sağlamakla beraber ikinci turun ana gündemini de belirleme yetisine sahip olduk. İkinci tura kalan adayların bizim söylemlerimize sarılmalarını sağladık. Bizi dikkate almak istemeyen, saymaya gerek görmeyen siyasetin bu başlattığımız hareketi saydığını gördük. Sığınmacılar konusunda yeterince farkındalık oluşturduk. Bu konuda her iki ittifakında bir geri dönüş takviminin oluşturulmasına katkıda bulunduk. PKK, FETÖ ve benzeri gibi her türlü terör örgütleriyle mücadele konusunda takındığımız ilkeli ve kararlı tavrın siyasetin ana akımında yer bulmasını sağladık. Türk siyasetini esir almalarına engel olduk. Ve Türklük gibi konularda farkındalık oluşturduk. Yürüttüğümüz ilkeli ve kaliteli siyaset tarzı toplumumuzun büyük takdir ve desteğini görerek siyaset yapma tarzımızda farkındalık oluşturduk. Biz bu çerçevede çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Ünlü Türk şairi Ahmet Cevat bir şiirinde şöyle der. Soranlara ben bir yurdun anlatayım nesiyim, ben çiğnenen bir ülkenin hak bağıran sesiyim. Bu bağlamda biz de bu seçimlerde Türk milliyetçilerinin ve Atatürkçülerin hak bağıran sesi olmaya çalıştık ve bunu başardık. Bugün itibariyle bu seçimlerde görmezden gelinen hakkı yenilen Türk'ün hak bağıran sesi olma şerefini taşımaktayız. 14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarının Türk siyaseti bakımından aşağıdaki önemli mesajları verdiği kanaatindeyiz. 1- 14 Mayıs seçimlerinde Türk seçmen hem Cumhur hem de Millet İttifakı'nı Türk milletinin hassasiyetlerine gerekli dikkati ve yaklaşımı göstermediği için ciddi biçimde uyarmıştır. 2- Ata İttifakı Türk milletinin bu hassasiyetlerinin korunması ve kullanması sürecinin yürütülmesinde kendi tabanı ve bileşenleriyle istişare ve müzakere sürecini işletmiştir. Üç, seçmen bize de yürütme erki üzerinden Türk milletinin bu hassasiyetlerini savunma görevi vermiştir. Geldiğimiz noktada ikinci tura ilişkin tavrımızı açıklamadan önce Türkiye'nin mevcut durumuna ilişkin bazı öngörülerimizi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Küresel, bölgesel ve iç dinamikler göz önüne alındığında Türkiye kritik bir dönemeçten geçmektedir. Ve bu noktada dört temel konuda acilen ele alınarak çözülmesi gereken büyük sorunlar olduğu kanaatindeyiz. Bu temel konulardan birincisi Türkiye'de bulunan sığınmacılar ve kaçaklar meselesidir. Sığınmacılar konusu ülkemizde ilerleyen süreçlerde güvenlik, ekonomi, sosyal, iç politik ve jeopolitik maliyetleri olabilecek bir konudur. Bu çerçevede konunun ele alınmasında fayda vardır. Bu temel konulardan ikincisi ise Türkiye'deki deprem gerçeğidir. Deprem konusu acil bir ulusal güvenlik meselesidir. Maraş depreminden çok daha büyük ve sarsıcı insani, ekonomik ve güvenlik sorunları yaratabilecek depremler konusunda bir an önce kolları sıvamamız gerekmektedir. Bunun için uzun süredir önerdiğimiz Afet Bakanlığı'nın kurulması tezimiz güncelliğini korumaktadır. Bu temel sorunlardan üçüncüsü çeşitli iç ve dış dinamiklerin neden olduğu ve toplumu derinden sarsan ekonomik sorunlardır. 28 Mayıs'ı Mayıs seçimlerinin akabinde ülkece ekonominin gereklerine uygun nitelikli, hızlı ve sağlıklı kararlar alınması gerekmektedir. Dördüncü temel konu ise ülkemize yönelik her türlü terör eylemlerine yönelik istikrarlı bir mücadelenin devam ettirilmesidir. Bu mücadele sadece silahlı mücadele kısmında değil hem de mali ve diğer boyutlarıyla bir bütün olarak ele alınmalıdır. Her kesim siyaset yapma hakkına sahiptir ve bu teminat altına alınmalıdır. Ancak bununla beraber terörün siyasi uzantılarının Türk siyasetinden de temizlenmesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılında Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün koltuğuna oturacak kişinin terörle arasına mesafe koyamayan HDP'nin belirlemesine engel olma hedefimize ulaşmış bulunmaktayız. Bugün geldiğimiz noktada biz bu hedefe ulaştığımızı düşünüyoruz. Türk siyasetinde bozulan nezaketi geri getirmek ve Türk siyasetinin bozulan imajını ve halkta gerileyen güvenini geri kazandıracak bir kampanya yürütmek de hedefimizdi. Elimizden geldiğince devlet adamı yaklaşımıyla ve kısıtlı imkanlarla bir kampanya yürütmeye çalıştık. Seçim kampanyası boyunca benimsediğimiz tavrın ve buna yönelik aldığımız toplumsal tepkilere bakılırsa bu noktada da kendi ittifakımız ve kendi adıma önemli ve olumlu bir hava yarattığımızı düşünüyoruz. Cumhuriyetle hesaplaşma tezleri tarihin çöplüğüne gömülmüştür. Türk savunma sanayinde istikrarlı bir sürecin devam ettirilmesi mecburiyeti ortadadır. Başta mavi vatantezimiz olmak üzere ülkemizin sürdürdüğü önemli dış politika hamlelerinin desteklenerek sürdürülmesi sağlanmalıdır. Eksikler tamamlanmalı ve daha güçlü bir Türkiye için herkes elini taşın altına koymalıdır. Türk dünyası ile entegrasyon çalışmalarına hız verilmeli, Türk Devletleri Teşkilatı daha da güçlendirilmelidir. Ekonomimizdeki faiz odaklı yürütülen politikalar yeniden gözden geçirilmeli ve ülkemizin daha güçlü ekonomik temele oturtulması sağlanmalıdır. Yukarıda sayılan tüm hususların hayata geçirilmesi ülkemizdeki istikrarla doğrudan bağlantılıdır. Bu sebeple de yeni seçilen Cumhurbaşkanlığı, yeni geçilen Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde istikrarın temelinde parlamento ve Cumhurbaşkanlığının aynı ittifak yönetiminde olması önem arz etmektedir. Millet İttifakı ise 20 yıldır iktidarda olan Cumhur İttifakı karşısında yeterli başarıyı gösterememiş, geleceğe dair tarafımızı ikna edecek bir perspektif sunamamış, her şeyden önemlisi parlamento çoğunluğunu sağlayamamış ve istikrar faktörünü ıskalamıştır. Bize yönelik pazarlık iddiaları ileri sürenlerin bizi tanımadıkları çok net ortadadır. Biz hiçbir zeminde pazarlık yapmadık. Kimseden bir görev talep etmedik. Bizim yaklaşımımız tamamıyla ilkesel çerçevede olmuştur. Atatürkçü ve milliyetçi ilkelerin ve inancın her zaman siyasette rehberimiz olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Türk milletinin bekası, refahı ve bölünmez bütünlüğü siyasetimizin temelini teşkil etmiştir. Kararımız şahsımıza değil milletimize yönelik kazanımlar temelinde olmuştur. Bu çerçevede sürdürdüğümüz müzakereler aşağıdaki ilkeler çerçevesinde neticelenmiştir. Her türlü terör örgütlerine PKK, FETÖ, Hizbullah vesaire gibi karşı kesintisiz, istikrarlı ve kararlı bir mücadele devam ettirilecektir. Türkiye'nin en önemli sorunlarından birisi olan sığınmacılar ve kaçaklar meselesinde artık bir takvim mevcuttur. Ve bu takvim en kısa zamanda işlemeye başlayacaktır. Ülkemizdeki sığınmacıların bir takvim çerçevesinde ülkelerine güven içerisinde geri gönderilmesi için tüm şartlar zorlanacaktır. Sınırlarımızdan kaçak geçişlerin önlenmesi için tedbirler en üst seviyeye çıkarılacaktır. Anayasanın ilk dört maddesinin değişmezliği ve madde 66'da yer alan Türklüğün anayasadan çıkarılma girişiminin karşısında ortak anlayış birliğinin mevcudiyeti de görülmüştür. Türkiye'nin hem kökleriyle yeniden buluşması hem de kardeşleriyle yeni bir küresel güç merkezi oluşturması bakımından tarihi bir adım olarak kurulan Türk Devletleri Teşkilatı'nın her alanda geliştirilmesi ve güçlendirilmesi de sağlanacaktır. Yukarıda anlatılanlar bağlamında 28 Mayıs 2023 tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu kritik öneme sahiptir. İkinci turda seçimde nasıl bir tutum alınması noktasında tabanımız, destekleyenlerimiz, Ata İttifakı birleşenler ile müzakereler yaptık. Gerek ben gerekse ittifakımızın değerli genel başkanları 28 Mayıs 2023'te yapılacak ikinci tur seçimlerinde aday olarak katılacak Cumhur İttifakı'nın adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Millet İttifakı'nın adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştük. Her iki adayla görüşmede bizim kamuoyunca bilinen önceliklerimizi müzakere ettik. Sonra da tekrar konuyu Hatay İttifakı Birleşenleri ile müzakere ettik. Burada altını öncelikle çizmek istiyorum ki herhangi bir pazarlık, angajman, taahhüt belirtmeksizin herhangi bir talepte bulunmaksızın ilkelerimizi, savunduğumuz değerleri, kırmızı çizgilerimizi ifade ettik. Her iki aday ile de bütün konuşma ve görüşmelerimiz devlet adamına yakışır şekilde karşılıklı nezaket ve saygı çerçevesinde gerçekleşmiştir. Bu vesileyle kendilerine teşekkür ediyorum. Bu müzakere ve istişareler ve tabandan gelen mesajlar neticesinde seçimlerin ikinci turunda Cumhur İttifakı adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleyeceğimizi beyan ediyorum. Bize ilk turda oy veren seçmenlerimizi de ikinci turda Sayın Erdoğan'ı desteklemeye davet ediyorum. Bu karar, bu kararımızı alırken her türlü istişareyi yaptığımızı, kararımızın ülkemiz ve milletimiz için en doğru karar olacağına inandığımız için bu yönde karar aldığımızın bilinmesinde fayda vardır. Atatürkçü ve milliyetçi ilkelerimiz kârçevesinde hiçbir kişisel beklenti içerisinde olmadan aldığımız bu kararın Yüce Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyeti Devletimize hayırlı olmasını diliyor. Sevgili vatandaşlarımı saygılarımla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar kararımızın ne yönde olacağına dair bu metninde okuduğumuz dışında herhangi bir şey ifade etmeyeceğim. Birazdan arkadaşlarımız size metni dağıtacaklar. Kusura bakmazsanız başka soru da almayacağım. Şimdilik hepinize çok teşekkür ederim. Hayırlı uğurlu olsun.