Speaker 1 İzlediğiniz için teşekkür ederim. merak ediyor pek çok konuyla ilgili. Müsaadeniz olursa ben izleyeceğimizle konu başlıklarını biraz paylaşmak isterim. Tabii ki hepimizin merak ettiği bir Zoom toplantısına dair Sayın Genel Başkan'ın ne diyeceği konusu belki ilk başlıklarımızdan birisi olacak. Parti'den açıklamalar yapıldı ama kendisi sessizliğini korumuştu şu ana kadar. Ümit Özdağ'ın iddialarını konuşacağız. Değişimi konuşacağız. Yerel seçimlere gidiyoruz. Yerel seçimler geçtiğimiz Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ve genel seçimlerde Süreci ve sonucu konuşacağız. Bu arada tabii kongreler var. O kongrelere dönük eleştiriler var. Çokça sorumuz var. Çokça eleştiri var. Hepsini vaktimiz el verdiğince Sayın Genel Başkan'a yönelteceğim. Efendim şöyle başlayalım. Müsaadeniz olursa bu değişim yenilenme konusu. Evet. Sizin için değişim nedir? Çünkü önce değişim ifadesini siz de kullandınız. Sonra partide sizin dışınızda herkes değişti neredeyse. Yani birkaç isim kaldı. Ama bu tepki çekti. Ve size yönelik sizin değişmeniz, Yener Başkan'ın değişmesi gerektiği yönünde çokça şey paylaşıldı. Siz böyle neden düşünmediniz ya da böyle düşünmüyor musunuz? Sizin için bu değişim kelimesinin yenilenmeyle değiştirilmesinin sebebi nedir? Buyurun lütfen. Kılıçdaroğlu Değişmeyen hiçbir şey yok. Her şey değişir zaman içerisinde. Mevsimler değişir, insanlar değişir, moda değişir, ders kitapları değişir, bilim değişir, yeni buluşlar çıkıyor. Her şey değişir zaman içinde. Ama kurumsal bir yapınız varsa, bu kurumsal yapının bir felsefesi varsa ve bu felsefe Çağdaş Uygarlığı hedef edilmişse, dünyaya bilimsel gözlerle bakılmasını hedef edilmişse, refah devletini hedef edilmişse elbette ki burada neyi değiştireceksiniz? Dolayısıyla bizim temel felsefemiz Çağdaş Uygarlığı yakalamak ve onu aşmaksa, Dolayısıyla bu felsefenin değişmesine gerek yok. Bu felsefe aynen devam edecek. Ama kuşkusuz bu felsefeyi önceleyen programlarımız var. Zaman içindeki gelişmeler o programın yenilenmesini sağlayabilir. Dolayısıyla programımız değişebilir. Kurumsal yapımızda eksiklikler olabilir. O eksikliklerin giderilmesi içerisinde de içinde bizim örneğin parti tüzüğümüzü değiştirmemiz gerekir. Bunlar değişiklik olarak, değişim olarak tanımlanabilirler. İnsanlara gelince yani genel başkandan tutun yeni partimizde yeni üye olan kişilere gelince zaten hepimiz değişiyoruz. Yani hiçbirimiz hiçbir yerde sabit kalmadık zaten kalma şansımız da yok. Dolayısıyla belli bir zaman dilimi içerisinde yine hukukun öngördüğü parti için parti içindeki kuralların parti içindeki geleneklerin partinin tüzüğünün öngördüğü kurallar içerisinde elbette insanlar da değişebilir. Biz 100 yıllık bir partiyiz. Biz diğer partilere benzemeyiz. Biz lider partisi değiliz. Yani bizde ak kişisi gelecek, lider olacak, her şeye hakim olacak. Öyle bir şey yok. Biz kurumsal kimliği olan, gelenekleri olan, örfü adeti olan, saygısı, saygılı kültürü olan bir partiyiz. 100 yıllık bir partiyiz. Dünyanın en eski, en köklü partilerinden birisiyiz. Askeri darbeler oldu, biz kapatıldık, mal varlıklarımızı el kondu. Pek çok şey yapıldı Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili olarak ama 100 yıllık geleneğini bozmadı. Çünkü temelleri çok sağlam atılmış Vazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından. O temeller çerçevesinde çağdaş uygarlığa doğru aldığımız hedef çerçevesinde gidiyoruz. Yenilenmeye gelince yenilenmeye ihtiyacımız var. Değişimi zaman gösterir belli bir zaman dilimi içerisinde. Özür dilerim kelimeyi niye değiştirdiniz? Yani değişim diyordunuz. Yenilenmeye. Partinin yenilenmeye ihtiyacı var. Yenilenmeye ihtiyacı var. Tüzüğü alacağız. Tüzük çerçevesinde tüzüğü değiştirerek yenilenmenin, yeni kurallar getirmenin, partide var olan aksaklıkları gidermenin veya partinin üyelerinin şikayet ettiği, milletvekillerinin şikayet ettiği, seçimlerden gelen şikayetleri de dikkate alarak. Partinin yenilenmesi bu bağlamda yenilenmesi lazım. Bunu ifade ettim. Bizim yenilenmeye ihtiyacımız var. Elbette yenileneceğiz. Bu çerçevede neler yapılması gerektiği konusunda karar alacağız. Kurultayımızı malum kararı aldık. Kurultay için düğmeye basıldı. Zamanı? Delege seçimleri şu anda yapılıyor. Mahallede delege seçimleri yapılıyor. Bakın hiçbir partide bu kadar büyük bir delege seçimi göremezsiniz. Yani bir milyonu aşkın üye şu anda mahalleden başlayarak delegeleri seçiyor. Yani çok güçlü bir demokratik alt kültürümüz de var. Speaker 1 Bunu da ifade etmek istiyorum. Efendim şöyle delegeleri ayrıca soracağım. Hatta şöyle soracağım. Ben bunu kendi yayınımda da paylaştım. Delegelerin genel başkanı, genel başkanın delegeleri seçtiği bir sistem mi var Cumhuriyet Halk Partisi'nde diye soracağım. Çünkü bunu söyledim böyle bir eleştirim de vardı geçmişte. Ama değişim üzerinden gidelim. Bir siyasi partinin genel başkanının görevinden ayrılması ya da ben artık genel başkanını bırakıyorum demesi için gerekli olan şey nedir? Bunu şöyle herkes diyor ki Sayın Kılıçdaroğlu işte 10 seçim 11 seçim kaybet. Yani iki tur olduğu için bu seçim değil mi 11 oluyor. Ama görevi bırakmıyor. Genel eleştiri bu yönde. Sizin için görevden ayrılmanız için, onun değişmesi için, genel başkanın değişmesi için neye ihtiyaç var efendim? Kılıçdaroğlu Gayet basit. Yani kurultay yapıyorsunuz. Biz aynı zamanda hukuka, hukukun üstünlüğüne inanan bir partiyiz. Biz böyle dün kurulan bir parti değiliz. Geçmişte nasıl genel başkanlar değiştiyse, benzer tablo içerisinde genel başkanlar yine değişir. Hiç kimse ben genel başkan olacağım diye gidip özel bir çaba içine girmez. Örneğin ben hiçbir delegeye telefon açıp bana gel oy ver demem. Bunu dediğiniz anda zaten siz genel başkanlık yapamazsınız. Gidip milletvekiline gel bana oy ver demem. Çünkü bunu dediğiniz andan itibaren siz genel başkanlık yapamazsınız. Bunlar aile şeyler. Biz az önce de ifade ettim. Gelenekleri olan, kurumları olan bir parti. Sıradan bir parti değiliz. Yüzyıllık bir partiyiz dolayısıyla genel başkan elbette ki değişir. Niye değişmesin? Benim genel başkan olduğum dönemde de genel başkan adayları çıktı. Demokratik ölçüler içinde yarıştık. Kimse bir şey dedi mi? Hayır. Başka bir partilerde bunu göremezsiniz. Ama bizde olur bunlar. Bunların olması da zaten demokrasinin gereğidir. Speaker 1 Böyle olması lazım. Peki o zaman şöyle bir eleştiri. Mesela buradan şunu anlayabilir miyiz? Diyelim yerel seçimlere gidiyorsunuz. Birazdan konuşacağız. Yerel seçimlerde de Cumhuriyet Halk Partisi bir başarı kaydedemedi. Niye kaydedemeyelim? Edemezse. Peki, yerel seçimleri ayrıca konuşalım. Orada konuşalım tabii. Tamam, lütfen konuşalım. Az önce sorduğum soru. Yerel seçimlerde başarı kaydetmedik mi? İstanbul ve Ankara'yı kazandınız. Adana Mersin'i niye saymıyorsunuz? Adana Mersin'i kazandınız. Tabii, tabii. Kılıçdaroğlu Demek ki başarı elde ediyoruz. Yani böyle her seçimde yenilgi. Niye her seçimde yenilgi? yani yerel seçimlerde başarı elde ettik. 11 Büyükşehir Belediye Başkanlığı şu anda Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yönetiliyor ve Türkiye nüfusunun yarısından fazlası. Şimdi bunu da yenilgi olarak tanımlıyorlar. Bunu yenilgi olarak anlatıyorlar. Şimdi ben yerel seçim yenilgi olarak şöyle yani kimsenin haksızlık şimdi bakın eleştiriye hep saygım vardır. Eleştiri olur elbette yani bir seçime girmişsiniz kazandırsınız veya kazanmazsınız. Bu ayrı bir şey. Bu bir zafer olarak da görülebilir, yenilgi olarak da görülebilir. Ama biz bakarız, kendi içimizde hesaplaşırız. Kendi içimizde otururuz tartışırız. Neden kazanamadık bunu da masaya yatırırız? Hangi koşullarda kazandık bunu da masaya yatırırız? Oturur tartışırız. Genel başkan değişim ihtiyacı olursa, yani tamam bunu hissettiği andan itibaren zaten bunun kuralları vardır. Bakın ben şunu söyledim. Bu geminin kaptanı ben miyim? Benim. Kaptan gemiyi dalgalı ortamda denize bırakmaz, terk etmez. Limana yanaştırır dediniz. Sağlam, limana yanaştırır, ondan sonra der ki... Speaker 1 Neresi o liman efendim? Kurultay. Neresi olabilir? Kurultaya kadar limana yanaştırmaktan kastınız. Bir başka çaremiz yok ki zaten. Peki, yerel seçimden önce mi o kurultay sonra mı? Kılıçdaroğlu İkisinde de ona da biz karar vereceğiz. Yani oturulacak parti melisi oturulacak, karar verecek ona da. Şu tarihte kurultay olsun deneyecek. O tarihte yapılacak. Sizin yaklaşımınız nedir efendim? Speaker 1 Benim yaklaşımım yerel seçimlerden önce kurultayın yapılması. Yerel seçimden önce yapılması. Önce kurultayın yapılması. Ne olacak yani? Peki o soruyu sorayım o zaman. Evet. Deniyor ki ben kusuruma bakmayın. Yok estağfurullah. Çok iyi tanıdığım iddia edemem. Estağfurullah. Ama delegelerin genel başkanı seçtiği, genel başkanın delegeleri seçtiği ve dolayısıyla Sayın Kılıçdaroğlu kendisi istemediği sürece Hiç kimse onu genel başkanlık yarışında geçemez gibi bir yaklaşım çok konuşuluyor. Kılıçdaroğlu Kim konuşuyor mesela bunu? Speaker 1 Efendim biz konuşuyoruz. Kılıçdaroğlu Ben hiçbir delegeyi seçmem. Yok yani. Yok öyle değil. Siz değil tabii ki. Nasıl oluyor bu? Ben hiçbir il başkanına şunları delege yap, şunları delegelikten çıkar demem. Diyemem zaten. Bunu dediğiniz andan itibaren o il başkanına yapılması gerekeni yapamazsınız. Bana şu delegeye dokunma dediğiniz andan ya da şu delegeye bana oy ver dediğiniz andan itibaren o delegenin sözünden dışarı çıkamazsınız. Delege size esir alır. Örgüt size esir alır. Bizim kendi kuralımız Cumhuriyet Halk Parti'nin geleneklerinde genel başkan çok yukarıdadır. Genel başkan böyle şu seçim şurada olsun, şu seçim şurada olsun, şu delegeler şuraya gelsin, masa şurada kurulsun, delegeler gitsin bana oy versin. Bizim geleneğimizde oy yoktur. Olmaz da zaten. Speaker 1 Nasıl oluyor bu? Yani bize teknik olarak bunu izah eder misiniz? Mahallede üyelerimiz var. Sandığımız konuyu gidilip orada oy kullan diyor. Kılıçdaroğlu Onlar ilçeyi seçiyorlar. Onlar delegeyi seçiyorlar. Delegeler ilçeyi seçiyorlar. İlçeyi ilçe sonra ili seçecek, il başkanı. Orada yarışmalar olur. Zaten bakın şu anda Türkiye'nin bütün mahallelerinde heyecan var. Yani bizim partililer. Kim delege seçili? Şikayetler geliyor, girdim beni delege seçmediler. Öbürü diyor hayır ben delege seçildim diye mutlu oluyor. İnsanlar yani kimin delege olup olmadığını da bilmiyorum ben. Nereden bileceğim? Speaker 1 Yani nasıl peki sonuç olarak kurultayda sizi seçecek bir delege? Kılıçdaroğlu Bakın şu anda biz seçim yapsak aynı şikayet gelmeyecek mi? Demek ki geçen delegeleri de ben seçtim o zaman değil mi? O zaman hemen şimdi kurultayı yaparım değil mi? Şimdi yaparım nasılsa bunları ben seçtim gelip bana oy verecekler. Şimdi ise eğer başkaları yani başka arkadaşlar ben genel başkan olacağım diyorsa alana çıkarlar, gezerler, örgütü gezerler, il başkanları toplantısında konuşmalar yaparlar. Gelin bana oy verin derler. Daha bu süreç başlamadı. Göreceksin adaylar çıktığı zaman onlar çıkacaktır, il il gezeceklerdir. İşte efendim gelin ben genel başkanlığa adayım bana oy verin diye. Hiçbir kısıtlama olmaz. Özgürce insanlar çıkarlar. İl başkanları toplantısında konuşmalar yaparlar. bunlar demokrasinin gereği zaten. Peki. Yani bu konuda bir şey söyleyeyim. Bu konuda hiç kimse sürecin üstüne bir gölge düşüremez. Ya bunu söyleyen Cumhuriyet Halk Partisi'ni tanımıyor demektir. Bilmiyor demektir. Seçimlerin nasıl yapıldığını ve genel başkanın konumunu bilmiyor demektir. Speaker 1 Bazı il başkanlarını görevden aldınız. Evet. Bu söylediklerinizle bir tenakuz bana. Hayır, hayır o gerekçeyle alınmadı ki. Neden alındılar? Kılıçdaroğlu Her birisinin ayrı ayrı gerekçeleri var. Şimdi ben il başkanlarını şunu şu gerekçeyle aldık, şunu şu gerekçeyle aldık dersek doğru değil. Onu parti meclisi toplantımız var. Parti meclisi toplantımızda bunları görüşeceğiz. Hangi gerekçeyle aldığımızı parti meclisine aktaracağız. Parti meclisi oturacak, merkez yönetim kurulunun aldığı kararı denetleyecek. Yani hayır bunu görevden haksız yere aldınız iade edin diyebilir. Speaker 1 Hayır doğru yaptınız. Kabul de olabilir. Peki yani delege seçimleri devam ederken bunun olması insanlarda buraya bir müdahale söz konusu gibi bir algı oluşturmaz mı? Olmaz. Hayır olmaz. Etkiler mi? Etkilemez mi? Kılıçdaroğlu Yok etkilemez. Speaker 1 Etkilemez. Kılıçdaroğlu Yani biz şimdi İstanbul İl Başkanı'nı alıp yerine başka birisini atasak, İzmir, Ankara gibi büyük merkezler alsak bu dediğiniz olur. Diğerleri küçük yerler yani onların kendi içinde gerekçeleri var. Bakın biz ayrıca bütün illere ikişer milletvekili gönderdik. Bakın, edin nedir ne değildir diye. Onlar bize raporlar gönderdi. O raporlar da değerlendiriliyor. Yani biz diğer partiler gibi değiliz yani kimse kusura bakmasın. Ya Cumhuriyet Halk Partisi'ni yeterince tanımıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi'nde genel başkan şunu söyledi her şey olur. Hayır efendim ertesi gün kıyamet kopar yanlış bir şey söylediğiniz zaman. Genel başkan rahatlıkla parti melisinde de eleştirilir. Merkez yönetim kurulunda da eleştirilir. Bizde tek adam rejimi yok ki. Bizde demokratik kurallar vardır. Eğer ben bir hata yaptıysam, bir eksiğim olduysa derhal bizim milletvekili gelir, beni uyarır, il başkanı uyarır, ilçe başkanı uyarır. Efendim şurada şunu söylemişsiniz doğrusu budur diye. Merkez yönetim kurulunda, parti melisinde herkes rahatlıkla konuşur. Tam tersine ben eğer parti melisinde MYK'yı veya beni eleştirecek arkadaşların hiç sözünü kesmem. Onlar bir saatse bir saat konuşurlar, 15 dakikaysa 15 dakika konuşurlar. Onlara bu esnekliği sağlarım. Speaker 1 Onu da bizim örgütümüz gayet iyi bilir. Ama yani şöyle seçim sonuçları bir yenilgi miydi? Yenilgi olarak görmüyorum. Kılıçdaroğlu Ne olarak görüyorsunuz efendim? Seçim sonuçlarını kazanamadık. Şunu kabul etmemiz lazım. Bu konuda oturup sağduyuyla bir irdelemek gerekiyor. Biz irdeledik. Birden fazla yani bizim kazanamamamızın birden fazla nedeni var. Bunu daha önce bir programda da aktarmıştım. Bir sandıklı yerler veya iki sandıklı yani seçim sandığı küçük köylerde veya kasabalarda iki sandık konulan yerlerde oyumuz düşük. Biz buralara gitmemişiz yeteri kadar. Bu kabahat kusuru varsa bu kusur bize ait. Buradaki yurttaşlar, oturan yurttaşlar enflasyonu kentte yaşayana göre, yaşayan vatandaşa göre yeteri kadar hissetmemiş. Birinci eğer neden saymak gerekir, birinci nedeni buralara gidemeyiz. Büyük kentlerin hemen hemen büyük bir kısmında zaten biz birinci partiyiz. Oralar yani Cumhurbaşkanlığı seçiminde zaten birinci pozisyondayız. Artı bir şey daha var. Biz sıradan bir seçim yapmadık. makul demokratik ölçüler içinde bir seçim olmadı. Şimdi ben size sorayım Mehmet Akif Bey. Bütün bakanlar devletin araçlarını kullanıyorlar mıydı? Kullanıyorlardı. Bütün bakanlar devletin bütün imkanlarıyla vatandaşa gidiyorlar mıydı? Gidiyorlardı. Devletin imkanlarını kullanarak bir seçim yapılması demokratik midir değil midir? Ahlaki midir değil midir? Speaker 1 Kazanacağınızı kesin olarak ifade etmiştiriz. Elbette. Kılıçdaroğlu Bütün bunlara rağmen bir şey daha, bu yetmedi ama daha var. Bir seçimin ahlaki temeller üzerinde, yasal temeller üzerinde, hukuk temelleri üzerine inşa edilmesi lazım. Eğer bir seçimde sahtekarlık yapılıyorsa ve o sahtekarlık bütün seçim meydanlarında gösteriliyorsa ve havuz medyası dediğimiz medya, başta Yeni Şafak gazetesi olmak üzere, onu da altını özenle çizmek isterim. En büyük sahtekarlığı yapanlardan, gazetelerden birisidir. Çünkü 3 milyon lira para sadece Facebook hesaplarına ayırdı. Yeni Şafak gazetesi beni karalamak için. Bu gazetecilik midir? Bu ahlak mıdır? Daha sonra Erdoğan sahte videolar yaptı. Bütün seçim meydanlarında gösterdi. TRT bunları defalarca günlerce gösterdi. Sahtekarlık yapan bir insandan Cumhurbaşkanı olur mu? Şimdi ben sağduyu sahibi bütün vatandaşlarıma seslenmek isterim. Sahtekarlık yapandan Cumhurbaşkanı olur mu? Seçim meydanlarında çıktı açıkça montaj videoları dedi. Speaker 1 Efendim bir şey söyleyebilir miyim? Tabii. Çok özür diliyorum. Ölü böler gibi olma. Esafullah. 28 Mayıs tarihinde millet bir irade ortaya koydu. Evet. Cumhurbaşkanı'nı %52 ile tekrar seçti. Evet. O dönem eleştirileriniz tabii ki eleştirilerinizi dinliyoruz. Kamuoyuyla paylaşmanız normal. Yenilgi mi diye bundan dolayı sordum. Ve parlamentoda Cumhur İttifakı'nı seçti. Seçimde yenilgi bu değilse yenilgi nedir? Bir şey daha sorayım. Kılıçdaroğlu Yenilgi nedir? Tabii bir şey soracağım. Şimdi eğer seçim sonucu 60-40 olsaydı yenilgiydi. Speaker 1 Ama öyle bir şey sosyolojik olarak. Kılıçdaroğlu Sosyoloji kazanamadık. Speaker 1 Sosyolojik olarak 60-40 mümkün mü zaten? Efendim? Kutu başmış bir ülkede bu kadar... İkinci turda. Evet. Sosyolojik olarak öyle bir şey mümkün değil. Kılıçdaroğlu Sonuçta bu demokrasiyle enilgi de olabilir. O zaman gerçek anlamda yenilgi olurdu. Biz devletin kullandığı bütün imkanlara, yapılan bütün sahtekarlıklara rağmen bu ülkede 25 milyon insanın oyunu aldık. 25 milyon insan demokrasiden yana özgürlükten yana oy kullandı. 25 milyon insanın kullandığı oyu bir yenilgi olarak tanımlayamazsınız. 25 milyon insan otoriter bir yönetimde demokrasiden yana oy kullanıyorsa, insan haklarından yana oy kullanıyorsa demek ki orada bir umut vardır. Speaker 1 Peki sizi destekleyen gazeteciler ya da muhalif medya dediğimiz kesimin içerisinde de bunu bir yenilgi olarak ifade eden, paylaşan... Kılıçdaroğlu Hayır ben onlara niye bunu ifade ediyorsunuz deme hakkım yok. Siz de edebilirsiniz. Benim görüşümü soruyorsunuz. Ben kendi görüşümü ifade ediyorum. Siz diyebilirsiniz bu yenilgidir diye. Olabilir o sizin görüşürüz. Başarı olarak mı görüyorsunuz? Başarı değil. Başarı gidip iktidar olmaktır. Yani şimdi ben kalkıp da bu başarı değil. Burada söylemek istediğim şu. Bir seçim yapıldı. Demokratik olmayan bir ortam içinde yapıldı. Bütün karalama kampanyaları yapıldı. Bütün sahte videolar yapıldı. İnsan haklarına aykırı uygulamalar yapıldı. Devletin bütün imkanları parası ve bürokrasi kullanıldı. Ona rağmen bu ülkenin insanlarının 25 milyonu demokrasiden yana oy kullandı. Bana söyler misiniz? Otoriter bir yönetimde bu ülkenin insanlarının %48'i demokrasiden yana oy kullanmışsa bunu siz bir yenilgi olarak görür müsünüz Allah aşkına? Vicdan bunu kabul eder mi? Speaker 1 Yani 27,5 milyon kişi de bunun böyle olmadığını düşünüp Erdoğan'ı Cumhurbaşkanı'na seçti. Diler ki biz böyle düşünmüyoruz. Kılıçdaroğlu Ama dediğim gibi sahtekarlıkla. Öyle düşünemedikleri için oraya oraya. Sahtekarlıkla. Şimdi siz kalkıp da Cumhuriyet Halk Partisi gibi bir partiyi, Milli Kurtuluş Savaşı veren bir partiyi nasıl terör örgütüyle bir araya getirirsiniz? Speaker 1 Ya bunun ahlakla ilgisi var mı? Şöyle söyledi efendim. Kandil'den çok açıklama geldi destek verilmesine dönük Millet İttifakı'na. Güzel. ve sizin doğrudan Kandil'e hedef alan bir net ve sert bir açıklamanız olmadığı yönde eleştiriler paylaştılar. Benim yayınıma katılan çok sayıda bakan. Kılıçdaroğlu Bir şey söyleyeyim. Sizin sağduyunuza seslenmek isterim. Kandil'den yapılan açıklamada Kılıçdaroğlu'nu destekliyorum dendiği zaman kimin işine yarar? Kimin işine yarar? Erdoğan'ın işine yarar değil mi? Erdoğan'ın Kandil'le bir ilgisi yok muydu? Ben bunu bilmiyor muydum? Kandil niye bu açıklamaları yapıyor? Speaker 1 Veya HDP'nin yaklaşımını veya Kandil'i bu anlamda net ifadelerle efendim defalarca yaptık Kılıçdaroğlu defalarca yaptık bir milli kurtuluş savaşını veren cumhuriyeti kuran bir parti bir terör örgütüyle yan yana getirilir mi? terör örgütünün saldırısına uğrayan bir genel başkan nasıl terör örgütünden yana tavır alır? ben terör örgütüne çadır mahkemeleri Speaker 1 kuran benim ben miyim? Bu arada şunu da ifade edeyim. Ben kendi yayınımda ana haberde o videonun montaj bir video olduğunu ve doğru bir şey olmadığını ifade ettim. Böyle bir video yok. Böyle bir açıklama yok diye paylaşmıştım. O dönemde de paylaştım. Aynı şey de düşünüyorum. Erdoğan bunu itiraf etti. Kılıçdaroğlu Montaj montaj dedi. Şöyle dediler. Speaker 1 Aslı itibariyle sordum da ben bakanlara. Böyle bir video var. Sayın İbrahim Kalın'a sordum mesela. O da bazı ifade bilmiyorum takip edebilirsiniz. Sayın Ömer Çelik'e sordum. içeriği itibariyle yani Kandil'den onlar da şöyle ifade ettiler. Kandil'den bu destek var mı Akif Bey dediler soruyorum size. Evet var. Veya FETÖ'cü hesaplar işte destekliyorlar mı? Evet böyle açıklamalar yapıyorlar. Peki onlara karşı biz sizin hiçbir desteğinizi istemiyoruz dediler mi? diye bir soru yönelttiler. Dediniz mi? Kılıçdaroğlu Bir parti terör örgütüne sizin desteğinizi istemiyoruz diye bir şey söyler mi? Speaker 1 Muhatap almaz. Nasıl olur da? Kılıçdaroğlu Allah aşkına bana Speaker 1 söyler misiniz? Muhatap almaz. Böyle bir ifadeniz de vardı zaten. Elbette. İsmini bile zikretmeyi. Kılıçdaroğlu Bakın şimdi. Terör örgütü terörü niye yapar? İsmi daha fazla zikredilsin diye. Bu ülkenin Milli Savunma Bakanlığı bu ülkenin Genelkurmay Başkanlığı terör örgütün adını telaffuz ediyor mu? Etmiyor. Biz devlet terbiyesi almış kişilerimiz. Bu hassasiyetle böyle yaptınız. Elbette. Bir şey daha soracağım. Sadece bir değil biz. Bütün terör örgütlerine karşıyız. Çünkü terör bir insanlık suçudur. Siz terör örgütüyle yan yana gelemezsiniz. Yan yana gelenler onlar suçlanan biziz. Saldırıya uğrayan biz yine suçlanan biziz. Şu var. Buyurun. Devletin bütün imkanları kullanıldı. Biz bunu da gayet iyi biliyoruz. Parası kullanıldı. Biz bunu da gayet iyi biliyoruz. Speaker 1 Efendim şöyle yani sonuçta seçimi kazandıkları için söylüyorum. Seçimden önce bu bir ölüm kalım mücadelesi diye çokça defa ifade ettiniz. Demokrasi açısından. Demokrasi açısından. Seçim bitti. Ben bir videonuzu izledim bir kahvede. Vatandaşlarımıza otururken. Orada şöyle bir şey söylüyorsunuz. Yani seçimi onlar kazandılar. Bu bir şey değil. Yani bir ölüm kalım mücadelesi değil. Olur böyle şeyler. Hayatta her şey mümkün. Biz önümüzdeki döneme bakacağız. Hatta ben şöyle bir yorum yapmıştım. Belki görmemişsinizdir ama ardınızdan söylediğim bir şey ifade edin. Dedim Allah sağlık versin'e geldi iş. Hiçbir şey olmuyor. Bu kadar daha önceki söyleminiz böyleyken bir sorun yok. Böyle şeyler olura getirmiş olmanız bir tenakuz mudur? Hayır. Değil mi? Kılıçdaroğlu Hayır. Şöyle ifade edeyim. %48 oy almamız yani 25 milyon insanın destek vermesi çok güzel bir şey. Otoriter bir yönetimde ve bütün olumsuz koşullara rağmen. Dolayısıyla o insanlara hem teşekkür etmek artı 25 milyonu, 30 milyonu, 35 milyona çıkarmak için de mücadele etmek. Speaker 1 Peki değişmekle ilgili bir şey unutmayayım. Seçimden önce mesela sağ sol kalmadı gibi ifadeleriniz vardı. artık yani bu arada Sayın Eren Erdem de mesela sizin en önemli meziyetlerinizden birisinin ittifakı bu kadar farklı partiyi bir araya toplamak olduğunu dolayısıyla yerel seçimde en çok buna ihtiyaç olacağını o nedenle de genel başkanlığa devam etmeniz gerektiğini ifade eder cümleler kurdu bir televizyon programında ama içeriden tabi eleştiriler var o zaman sağ sol diye bir şey kalmadı demiştiniz şimdi değişimden sosyal demokrat Kılıçdaroğlu 21. yüzyılda sağ sol kavramları dünya şöyle ikiye bölündü Speaker 1 CHP nereye konumlanacak diye soracaktım. Kılıçdaroğlu 21. yüzyılda dünya demokrasiden yana olanlarla otoriter rejimden yana olanlar diye iki ayrılmış vasiyette şu anda. Ben Avrupa parlamentosuna gidip konuşma yaptığımda orada bir toplantıya davet edilmiştim. Marx'ın meşhur sözü vardır. Dünyanın işçileri birleşin zincirlerinizden başka kaybedecek bir şey yoktur diye. Ben de şu çağrıyı yapmıştım. Dünyanın bütün demokratları birleşin ve demokrasiyi her ülkeye getirelim diye. Bizim hedefimiz demokrasi. O nedenle demokrasiyi getiririz. Önce kendi ülkemiz şu anda öncelik demokrasi. Demokrasinin gelmesi lazım, insan haklarının gelmesi lazım. Hapishaneler tıka basa dolu, açlık var, sefalet var ve yoksulluk var. Ve insanlar korkudan konuşamıyorlar. İnsanlara baskı kuruyorlar. Adalet arayan insanlar, adliye kapılarında adalet arayan insanlara her türlü adaletsizlik yapılıyor. Dolayısıyla dünya şu anda biz önceliğimiz demokrasiyi getirmek. Önceliğimiz, birinci önceliğimiz. Biz altı liderin bir araya gelmesinin temel hedefi de bu zaten. Demokrasiyi getirmek ve Türkiye'yi hızla kalkındırmak ve hızla büyütmek. Şeffaf bir toplumu, adaletli bir toplumu yeniden inşa etmek. Ondan sonra bakarız. Biz elbette sosyal demokrat bir partiyiz. Sosyal demokrat. Yani sosyal devletten yanayız. Yani emekten yanayız. Yani alın terinden yanayız. Yani gelir dağılımının eşit olmasından yanayız. Yani vergilerin adaletli olmasından yanayız. Bizim 6 liderin bir araya gelip imzaladığı ortak mutabakat metninin de temel normu bu. İttifak devam ediyor mu? Hayır yani ittifak normal seçimde. Ondan sonra zaten doğal olarak sonuçlanıyor. Yani özel olarak biz bir araya geldik ittifakı bitirdik diye bir şey yok. Zaten seçim ittifakıydı. İttifakımızı yaptık. Seçimler bitti. Yine liderler olarak zaman zaman telefonla da olsa yan yana da olsa gelip konuşuyoruz tabii. Speaker 1 Gençlerle ilgili bir şey sorup parti içi meselelere geçmek isterim. Cumhuriyet Halk Partisi'nde gençlerin önünü açmakla ilgili çokça şey ifade ettiniz. Ama mesela Gençlik Kolları Başkanınız 3. sıradan mı adaydı? Konya 3. sıradan. Konya 3. sıra Konya'dan 2 vekil çıkarıyor mesela Cumhuriyet Halk Partisi. 3'te çıkarabilirdi, 4'te çıkarabilirdi. Orada birinci sıraya ittifak içerisinde olduğunuz partilerden bir milletvekili koydunuz. Veya bir önceki gençlik kodları başkanınız Mersin'de. Altıncı sıradaydı galiba. Orada da mesela milletvekili seçilemedi. Mersin'de de çıkaramadınız. Gençlerin önünü açıyor musunuz sizce? Kılıçdaroğlu Bizim parti yönetiminde %20 gençlik kotası var parti yönetiminde. Speaker 1 Milletvekilleri, genç kolları başkanı, milletvekilleri olarak özel bir kotamız yok. Kılıçdaroğlu Milletvekilleri olarak. Yani cinsiyet kotası veya diğer kota yok. Şimdi eğer parti tüzüğünde bir düzenleme yaparsak, gençlik kotası ve cinsiyet kossası gibi bir parti tüzüğünde bir düzenleme olursa, o zaman doğal olarak yer alacaktır. Hangi genel başkan olursa olsun. Speaker 1 İsim zikretmeden soracağım. Cumhuriyet Halk Partisi'nde 6 dönemdir, 5 dönemdir, 4 dönemdir milletvekili yapan çokça isim var. Mesela AK Parti bunu 3 dönemle sınırlandırdı ve yaptı. Böyle bir şey yapmayı düşünüyor musunuz? Bu bir problem mi mesela? Bir isimlerin böyle 7 dönem milletvekili olması, 6 dönem yani hiç değişmemesi. Burada bir şey değişmiyor algısı yaratmıyor mu sizce? Bu eleştiriye katılmış mısınız? Kılıçdaroğlu Şöyle şunu rahatlıkla ifade edebilirim. Tabi uzun süreli parlamentoda bulunmanın bir yararı yok. Bir süre sonra zaten heyecanınızı da kaybediyorsunuz parlamentoda görev yaptığınız süre içerisinde. Üç dönem olabilir, iki dönem olabilir. Şu anda bu konuda yani parti tüzüğünde yapılacak değişikliklerle ilgili bir sayfa açıldı. Yani partide bir sayfa açıldı. Oradan örgütlerden görüşler geliyor. O görüşler eğer yoğunlukta olarak evet iki dönem, üç dönem, dört dönem neyse olsun derlerse onu o düzenlemeleri yapacağız. Ve o konuda kurultayda parti tüzüğünü değiştireceğiz. Çalışmalarımız var. Speaker 1 Peki efendim şöyle Amerika'ya gittiniz, Almanya'ya gittiniz. Bu sizin fikriniz miydi? Doğru bir program mıydı? Yine olsa yine gider misiniz böyle bir dönemde? Sayın İmamoğlu'nun davası varken Almanya'daydınız. Ve o davayla ilgili ya buradan bir şey çıkmaz efendim dendiği çokça kulislerde konuşuldu. Böyle bir şey dendi mi size? Kim dedi? Ve şimdi olsa gitmezdim diyor musunuz? Kılıçdaroğlu Amerika'ya gittim. İngiltere'ye gittim. Almanya'ya gittim. Osmanlı sanayi devrimini kaçırdığı için battı. Şimdi her saniyede birden fazla buluş var. Şimdi teknoloji devrimi. Teknoloji çağındayız. Türkiye bunun neresinde? Eğer iktidar olduğumuzda dünyanın en saygın bilim insanlarını, Türkiye kökenli, kendi ülkenize getirmiyorsanız, teknolojide bir atılımın önünü açmıyorsanız, Üniversiteleriniz bilgi üretmiyorsa sizin teknoloji devrimini yakalama şansınız yok. Speaker 1 Ben Amerika'ya nereye gittim? MIT'ye gittim. Kılıçdaroğlu Dünyanın teknolojide bir numaralı üniversitesi. Ben orada gidip siyasilerle görüşmedim. Oradaki Türk profesörlerle, bilim insanlarıyla görüştüm. Yabancı bilim insanlarıyla görüştüm. O üniversitede görev yapan, teknolojide çok büyük yatırımlar yapan nanoteknoloji merkezini gezdim. İngiltere'ye gittim. Tasarım, teknoloji konusunda üniversite hocalarıyla görüştüm. Bilim merkezlerini gezdim. Yapay zeka merkezlerini gezdim. Acaba biz bunları kendi ülkemize getirebilir miyiz? Kendi ülkemize bu tür bir açılımı, bir çağdaşlığı hayata geçirebilir miyiz? Çok özür dilerim. Speaker 1 Esafirla. Yine böyle bir sızlığı kusuruma bakmayın. Aslında sorun burada şu. Almanya ziyaretiniz hasreten o açıdan. Amerika'daki 6 saat falan çok konuştuk. Sormayacağım. Onu da sorun. Sorayım mı? Yani konuşuldu zaten. Sorayım. Tabii. Ama konuşuldu. Aklınıza gelen her şey rahatsız olabiliyorsunuz. FETÖ ile görüştüğünüz söylendi. 6 saat kayboldu. Tabii ki. 8 saat. 8 saat özür dilerim kayboldunuz. Orada işte FETÖ'yle ya da öyle iddialar. İddialar öyle. Kaybolmadı. Hatta bir senatörle görüşecektiniz. Sonra bir anda bir problem oldu ve iptal edildi. O ayrı. Kılıçdaroğlu O gitmeden önceki olaydı görüşecektik. Fakat onun Kanada sınırına çok yakın olduğu için o kadar uzun mesafeye gidip dönme şansım olmadı. Gün yetmedi daha doğrusu. Speaker 1 Yoksa gidip görüşecektik. Almanya'ya giderken davadan bir şey çıkmaz diyen biri oldum efendim. Kılıçdaroğlu Daha geleceğim. Önce şu 8 saati. 8 saat ben çıktım. New York'a geldim. New York'tan Washington'a geçtim. Zaten araçla 8 saat. New York'ta Erdoğan ailesinin kurduğu Gökdelen'e gittim. Bu Gökdelen'in nasıl dikildiğini görsünler. Onun önünde bir video çektim. Oraya uçakla gitme şansım yoktu. Yani aynı gün içeride araçla gittim. Aynı zamanda benim yanımda devletin polisi de vardı. Yani ben tek başıma gidiyorum. Türkiye Cumhuriyeti devletinin de polisi vardı. Diğer arkadaşlarım da vardı. Gittim binayı gördüm. Bu bina nasıl yapıldı? Buraya paralar nasıl gönderildi? Çünkü buradaki kişi yani buradaki vakfında Erdoğan ailesine başkan ait. Oradaki vakfında Erdoğan ailesine ait. Siz milyon dolarları niye Amerika'ya götürüyorsunuz? 35 katlı gökteleni niye yapıyorsunuz? Ben bunu sormayacak mıyım? Ben bunu sormuyorsam ben niye siyaset yapıyorum? Kul hakkı yiyen insana ben neden bu soruyu sormayacağım diye. Hazır Amerika'ya gitmişim. Hazır dünyadaki Amerika'daki teknoloji merkezlerini geziyorum, üniversiteleri geziyorum. Speaker 1 Bir etkisi oldu mu seçim? Bir etkisi oldu mu sizce? Vatandaş Türkiye'de mesela Amerika'ya gitmeseydiniz daha az oyalı mıydınız? Onu oturup ölçmek lazım. Mesela bu seyahatleri bakıyormuşuz. Kılıçdaroğlu Şimdi eleştiri geldi. Speaker 1 Başarılı, başarısız. Kılıçdaroğlu Yok yani eleştiri de geldi. Çok iyi yaptım diyen de geldi. Olur tabii yani biz bunların hepsine saygı duyarız. Ama Türkiye'nin teknoloji konusunda bakın bir ülkenin üniversiteleri bilgi üretmiyorsa siz teknolojide bir şey yapamazsınız. Boğaziçi Üniversitesi ne oldu? Niye bu hale geldi? Yökün sefaletine bakın niye bu hale geldi? Bilim insanları neden yurt dışına gidiyor? Gencecik evlatlarımız neden geleceği yurt dışında arıyor? Bakın yüksek yetenek inşası diye bir kavram var. Yüksek yetenek inşası. Yüksek yetenek inşası şu, bir ülkeyi ileriye taşıyan, yani bir ülkeyi geleceğe taşıyan o ülkenin nüfusunun yüzde bir buçuk ikisidir. Yani üstün zekalılardan oluşur. Dünya bu yüksek yetenekli insanları kapma yarışındadır. İngiltere bütün domiyonlardan bunları topladı, buharlı motoru keşfetti, sanayi devrimini başlattı. Amerika uzay çağını başlattı. Çin ile Amerika arasındaki kavga aslında bir yüksek yetenek inşaatçı kavgasıdır. En yetenekli insanları gönderdi Amerika'ya. Bütün üniversitelerinde okudu bunlar, bilgilendiler ve bunların tamamı geri döndü Çin'e. Çin'de bugün hangi noktaya geldi? Biz ise en yetenekli evlatlarımızı bütün dünya kapıyor. Speaker 1 Şöyle bir eleştiri vardı. Seçimi kazandıktan sonra artık uygulayabileceği bir yer. Sonraki aşama ya belki bir sonraki aşama diye. Ama çokça sorun var. Almanya'ya giderken. Tabii ona da geliyor. Orada İmamoğlu davasından bir problem çıkmaz. Gideyim efendim diyen biri oldu mu efendim? Oldu tabii. Olur mu ya şimdi ben şu bana söylendi. Kılıçdaroğlu Ahlak denen bir kural var. Etik değerler vardır. Evet yani orada yapılan suçlamanın doğrudan bir iki kişi raporu var. Alınan başka yazılar var. Normalde baktığınız zaman buradan bir şey çıkmaz. Kaldı ki benim Almanya'ya gidişimde, benim Ankara'dan oraya gidişimde aşağı yukarı aynı saatlerde. Speaker 1 Yani ben akşam geldim zaten. Evet ama tabii çokça şey oldu, miting yapıldı. Sonradan katıldınız, orada yoktunuz. Kılıçdaroğlu Evet, sonra da yapıldı miting. Tartışıldı. Bir miting daha yaptık. Değil mi? Evet. Bir miting daha yaptık. Bu sefer ne oldu mitinge? 6 lider beraber gittik. Peki? Yükşehir Belediye Başkanı'na destek vermek için gittik orada. Speaker 1 Yani orada yanıltıldığınızı düşünmüyorsunuz. Hayır. Veya bir kasıt olduğunu size yönelik bir kasıt olduğunu düşünmüyorsunuz. Kılıçdaroğlu Şimdi sizin yurt dışı seyahatiniz sizin kendi iradenizle olmuyor tek başına. Gideceğiniz üniversitede gezeceğiniz yerlerde önceden programlanması lazım. Bu programlar çerçevesinde siz oraya gidersiniz. Yoksa telefon açıldı ben yarın geliyorum. Sizi kabul etmezler. Bizim devletin kuralları var ama oradaki üniversitelerinde kendi kuralları vardır, ilkeleri vardır. Haberi aldığımızda, mahkumiyet haberini aldığımızda uçak kiralayıp hemen geldim zaten. Speaker 1 Peki seçim öncesi, seçim döneminde benimle misiniz, arkamda mısınız diye siteminiz oldu. Ben öyle anladım. Siz nasıl ifade edersiniz bilmiyorum ya da katılır mısınız bilmiyorum. Bir sitem gibi algıladık biz onu. Yani öyle geçti bize duygu olarak. Benimle misiniz diye sordunuz. Sonra belediye başkanları tek tek tweet attılar. Kılıçdaroğlu Yanlış hatırlamıyorsam bir grup toplantısında bunu ifade etmiştim. Speaker 1 Evet. Kılıçdaroğlu Yine yanlış hatırlamıyorsam seçimlerden önceydi o. Tabii tabii önce. Çünkü bir genel başkan konuşurken bütün grubun kendisine destek vermesini ister ve grubun çalışmasını ister. Milletvekillerinin çalışmasını ister, il başkanların, ilçe başkanların çekişmesini ister. O ruhun tekleşmesini ister bunu dillendirmek için. Speaker 1 Bir yalnızlık mı hissettiniz orada ya da bunun böyle olmadığını mı düşündünüz? Hayır. Düşünmediniz. Kılıçdaroğlu Hayır efendim. Speaker 1 Hayır. Benim neyim sizinle olduklarını ifade eder tweetler attılar. Belediye başkanları. Kılıçdaroğlu Evet. Speaker 1 Partinizin mevcutları. Evet. Sizin neler miydi? Sizle birlikte hareket ettiler mi? E çalıştılar. Hepsi çalıştılar. Peki. Buradan o zaman müsaadenizle gelelim ara meseleye. Tabii. Bir toplantı yapıldı. Video görüntüleri kamuoyuna servis edildi. Cumhuriyet Halk Partisi'nde yeniden bir kaset skandalı şeklinde de paylaşıldı. Nasıl haber aldınız? Ne hissettiniz? Ne düşünüyorsunuz? Kılıçdaroğlu Sabahleyin cep telefonuma gelen bir mesajdan gördüm. İlk tepkiniz ne oldu efendim? Doğrusunu isterseniz tamamını seyretmedim. Hala da seyretmedim. Öyle mi? Gerçekten. Neden? gerek duymadım yani. Speaker 1 Tamamıyla sizi ilgilendiren bir konu. Kılıçdaroğlu Sadece beni değil. Partiyi ilgilendiren bir konu. Doğru. Sadece beni ilgilendiren olsa ben sonuna kadar izlerim. Partiyi ilgilendiren. Genel başkan olduğunuz için de söyle. Partiyi ilgilendiren bir konu, partiyle ilgili bir konu. Yani sonuçta partiye uzun yıllar emek veren arkadaşların yaptıkları bir toplantı diye düşünebiliriz. Speaker 1 Öyle mi? Gördüğünüzde ne hissettiniz? Toplantı değil miydi? Evet gördüğünüzde ne hissettiniz efendim? Kılıçdaroğlu Etik olarak rahatsız edici bazı uygulamalar vardı etik olarak. Speaker 1 Peki bunu bu toplantıyı normal buluyor musunuz? Hayır. Bu toplantıyı normal bulduğunu ifade eden, o toplantıya katılan isimler var. Olabilir. Olabilir. Kılıçdaroğlu Ben normal bulmam da o normal bulabilir. Speaker 1 Peki, bunun bir Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde siyaset yapanlar açısından bir sonucu olacak mı? Veya nasıl yöneteceksiniz bu meseleyi? Kılıçdaroğlu Onu biz yönetiyoruz zaten. Biz yönetiyoruz. Speaker 1 Nasıl? Kılıçdaroğlu Şimdi ben o konulara girmedim. Parti içi sorunları televizyon ekranlarında konuşmayı doğru bulmam. Bana sordunuz ben dikkat ederseniz çok kısa yanıtlar verdim. Speaker 1 Yani size yönelik bir yalnız bırakılma ya da size yönelik bir girişim olarak değerlendirmediniz mi? Kılıçdaroğlu Şimdi bakınız eğer parti içerisinde bir kişi genel başkanlı adaysa bunun yolu bellidir, kuralları bellidir, ilkeleri bellidir. Gelir aday olur, başımın üstünde yeri vardır, kimse neden aday oldun diye sormaz. Dolayısıyla tam tersine kendisini destekleyen arkadaşlar varsa arkadaşlarıyla beraber ortak hareket edebilir. İl başkanları toplantısında, ilçe başkanları yani seçimlerinin yapıldığı toplantılarda rahatlıkla konuşma yapabilir. Bu bizim geleneğimizde var zaten. Olmayan bir şey değil ki. Tabii herkes AK Parti'yi gördüğü için ora gibi sanıyorlar. Biz öyle değiliz. Biz demokrasiyi içselleştiren bir partiyiz. Ama burada etik değerlere, kurallara uyulması gerekiyor. Speaker 1 Etik değerlere uyulmadığını düşünüyorsunuz. Orada o toplantıya katılan isimlerle ilgili bu arada bir disiplin süreci başlatacak mısınız? Disipline sevk etmeyi düşünüyor musunuz? Kılıçdaroğlu Bu konularda hayır hayır. Bu konularda herhangi bir yorum yapmam. Speaker 1 Yorum yapmıyorsunuz. Kılıçdaroğlu Yorum yapmam. Speaker 1 Olabilir olmuyor demir. Kılıçdaroğlu Hayır disiplin diye bir şey o da yok. Öyle bir şey yok yani. Speaker 1 Disipline sevk etmeyi düşünüyorsunuz. Gökhan Günaydın grup başkan vekiliniz. Evet. Ama aynı zamanda sizin dışınızda yeni bir genel başkan seçilmesi için yapıldığı değerlendirilen toplantılara katılan Sayın Özgür Özel Grup Başkanınız. Adalet Bakanlığı görevine getirmeyi düşündüğünüz isim Sayın Mavri Erkek. Olabilir. Bir araya gelebilirler. Görevini almayı düşünüyor musunuz? Kılıçdaroğlu Hayır hayır. Speaker 1 Grup başkanlığından? Kılıçdaroğlu Hayır hayır. Düşünmüyorsunuz? Şimdi bakın ben... Speaker 1 Bu olarak çok sükunet ve itidarla mı karşıladınız? Kılıçdaroğlu Elbette parti içi sorunları çözülür. Çözülmez değil, her sorun çözülür. Ama bunları televizyon ekranları başında tartışmayı asla doğru bulmam. Bir genel başkan parti içi tartışmaları televizyon önünde konuşmaz. Speaker 1 Ama mesela Sayın İmamoğlu'nun değişim çağrısı. Yapabilir. Partilimiz değil mi? Kılıçdaroğlu Size yönelik olduğunu düşünüyor musunuz? Olabilir. Yani bu suç değil ki. Şimdi bu AK Parti'de olsa suç. Vay sen bunu nasıl derdin? Adamın iş bile edebilirler. Parti en ertesi günü ihraç da edebilirler. Çünkü orada demokrasi yok. Demokrasinin olmadığı bir modeli bize uygulamak istiyorsunuz. Böyle bir şey yok. Biz demokrasiyi hisselleştiren bir partiyiz. Beni de az önce söyledim. Parti meclisinde rahatlıkla herkes gelir. Parti meclisi üyeleri genel başkanı eleştirebilirler. Biz de eleştirilerden ders çıkarırız. Öyle ki bizim partide hiç kimse eleştirilmez diye bir kural yok. Yok. Tam tersine akıl akıldan üstündür. Benim eksiğimi ben hep şunu söylerim. Sağlıklı bir eleştiri siyasetçinin en çok ihtiyaç duyduğu şey sağlıklı bir eleştiridir. Sağlıklı ve tutarlı bir eleştiridir. Onlar benim gerçek dostlarımdır. O çerçevede ben bakarım eleştirilere. Eleştirilerin haklı yönü de olabilir, haksız yönü de olabilir. Haksız yönü olursa söylerim. Böyle söylüyorsun ama gerçek budur diye. Haklı yönü olursa ona da uyarım. Özen gösteririm. Speaker 1 Parti disiplini açısından bunu bir sorun olarak görüyor musunuz? Bu aşamada hayır. Bu aşamada görmüyorsunuz. Görevlerine devam edecekler. Sayın İmamoğlu böyle 200'den fazla toplantı yaptım. 2 ay içerisinde dedi. Olur. Günde galiba 4 toplantı yapıyor. Kılıçdaroğlu Olabilir. Speaker 1 Bunun Cumhuriyet Halk Partisi'ne katkı sağdığını düşünüyor musunuz? Bunun? Cumhuriyet Halk Partisi'ne katkı sağlamak için yapıldığını ya da katkı sağladığını düşünüyorum. İddia öyleyse öyledir yani. Sayın İmamoğlu'nu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yeniden aday yapacak mısınız? Olmasını isterim. Olmasını istersiniz. Kılıçdaroğlu Elbette. Speaker 1 Kendisiyle hiç bu toplantılar sonrası temasınız oldu mu? Ya da oraya katılan herhangi bir isimle temasınız oldu mu? Yok hayır. Hiç kimseyle görüşmediniz oraya katılan. Kılıçdaroğlu İsterlerse geriz görüşürüz. Yani her toplantı yapana ben ayrıca telefon açıp niye toplantı yaptınız demem yani. Speaker 1 Sayın Faik Öztürak bir açıklama yaptı. Kabul edilemez olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu Etik dışı olduğunu söyledi. Öztürak parti sözcüsü olarak soru üzerine açıklamayı yaptı. Soru sorulmasaydı yine açıklama olmayacaktı. Speaker 1 O kabul edilemez olduğunu, etik dışı olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu Evet. Ben de az önce etik kurallardan söz ettim. Speaker 1 Bu toplantılar olabilir ama etiği nedir efendim bunun? O biz biliriz. Peki biz de bilmek isteriz ama. Hayır. Peki. Peki efendim. Bu hususa ilişkin o zaman Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir kriz yok diyebilir misiniz? Kılıçdaroğlu Tabii. Speaker 1 Hiçbir kriz yok. Bu bir kriz değil mi diye düşünüyorsunuz. Bu bir kriz değil gibi düşünüyorsunuz. Kılıçdaroğlu Ya kriz olarak görmüyoruz yani. Zaman zaman bu tür olaylar olur. Olur. Ama her şey yani su mecranı bulur. Su mecranı bulur. Buradaki temel sorun şu. Temel sorun. Ülkenin bu kadar ciddi sorunu varken, insanlar perişan haldeyken, ekonomi bu haldeyken, zamlar almış başına gidiyorken, Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç sorunlarının bir tartışma konusu olması beni rahatsız ediyor. Temel kuralım, temel şeyim bu. Ve bu konuda bütün arkadaşlarımı uyardım. Bütün arkadaşlarım. Bütün arkadaşlarım elbette seçimler dolayısıyla kendi görüşlerini dile getirebilirler, buluşabilirler, konuşabilirler. Ama her milletvekilinin, her belediye başkanının, her kadın kolları başkanının, her genişlik kolları başkanının hepsinin ortak hedefi var. Bu ülkede yaşayan 85 milyon çok dar bir grup hariç zamlardan perişan oldu. Parti içi tartışmaları toplumun önüne getirmek kadar yanlış bir şey yok. Parti içinde mücadele mi? Mücadele olur tabii. Onun kuralları vardır. Etik değerleri vardır. O kurallar içinde mücadele edersiniz. Kuralın dışına çıkıldığında ve bu tekrarlandığında gereğini yaparım. Kuralın dışına çıkıldığında ve tekrarlandığında gereğini yaparım. İlk defa yapılmadığını söylüyoruz. Şimdi söylüyoruz. Şimdi uyarıyorsunuz. Söylüyoruz yani. Speaker 1 Partimizin sözcüsü zaten ifade etti. Cumhuriyet Halk Partisi'nin uzun yıllarda siyaset yapan ve bu meseleyi parti ismini iyi bilen isimler. Yani ilk defa da yapmamışlar bu toplantıyı. Ama siz ilk defa uyarıyorsunuz. İlk defa ortaya çıkıyor. Söylüyorum. Söylüyorum. Ağmıyorum. Uyarıyorum kelimesini de kullanmıyorsunuz. Kılıçdaroğlu Bakın her toplantının etik kurallar içinde yapılması lazım. Speaker 1 Söylediğim o. Bu isimlerin büyük bir çoğunluğu sizin genel başkanlığı bırakmanız gerektiğini düşünüyorum efendim. Olabilir. Bu da normal. Kılıçdaroğlu Ya illa herkes beni destekleyecek diye bir kural olur mu? O zaman görüş ayrılığı olmaz. Speaker 1 Kendi iktidar alanınız içerisinde, şimdi Erdoğan'a yönelik tek adam diye bir eleştiriniz var. Kılıçdaroğlu Evet. Speaker 1 Kendi iktidar alanınızda, sizin bulunduğunuz iktidar alanınızda, kontrol ettiğiniz alanda, Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı olarak, sizin de partinizde tek adam gibi davrandığınız ve hiçbir şekilde yönetimi herkesi değiştirebildiniz ama kendinizin değişmesi konusundaki süreçlerin önünü fiilen tıkadığınız yöndeki eleştirilere ne dersiniz? Kılıçdaroğlu Güzel bir şey söylediniz. Farkında mısınız? Her şeyi değiştirdiniz dediniz. Herkesi değiştirdiniz. Demek ki değişim oluyormuş. Sizin dışınızda. Beni de değiştirecek olan kurultay ben nasıl kendi kendimi değiştireyim? Yani ben kurultayın yerine geçebilir miyim? Hayır. Bir partinin genel başkanı kim belirler? Kurtayı belirler. Yüzyıldır bu böyle. Ben şimdi kendi kendime gelip de kendi kendime genel başkanı ilanım, kendi kendimi genel başkanından sonlandırayım ya da bitireyim. Bunlar doğru değil. Siz bir partiyi yönetiyorsunuz. Partiyi yönetirken de kurallarına göre yöneteceksiniz. İlkelere göre yöneteceksiniz. O partinin kuralları vardır, partinin tüzüğü vardır, partinin hukuku vardır, partinin gelenekleri vardır. O çerçevede yöneteceksiniz. Ben istediğim gibi partiyi yönetirim. Cumhuriyet Halk Partisi'nde öyle bir şey yok. Öyle bir şey yok. Speaker 1 Tanju Özcan ihraç edilecekti, durdu. O zaman mesela Tanju Özcan'ı ihraç etmemeniz gibi bir durum var mı? Yani siz daha önce... Bakın ben az önce... Onun açıklamalarını da mesela böyle bir yerden mi değerlendiriyorsunuz? Yoksa ona karşı farklı bir yaklaşımınız var mı? Yok hayır yani. Partinin ilkelerine... Bir ses kaydı yayınladı sizle ilgili bu arada. Kılıçdaroğlu Olabilir. Partinin ilkelerine aykırı davrandığı için daha önce disipline verdik. Bakın siz az önce diyorsunuz ya bazıları siz de tek adam işte kimse değiştiremez. Bakın Tanju Özcan'ın Merkez Yönetim Kurulu partiden kesin ihraç edilmesi görüşüyle Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk etti. Yüksek Disiplin Kurulu ihraç etmedi. Bir SYK'yı dinlemedi. Dinlemedi. Tabii. Demek ki burada demokrasi var değil mi? Dinlemedi. Bir yıl süreyle ihraç ediyorum dedi. Bir yıl sonra da önebilir. Ama devam ettiği için tekrar gönderdik. Yüksek Seçim Kurulu nasıl bir karar alır bilmeyiz. Biz yüksek kurulu. Speaker 1 Yüksek Disiplin Kurulu. Kılıçdaroğlu Yüksek Disiplin Kurulu. Yüksek Disiplin Kurulu nasıl bir karar alır bilmeyiz. Yani ben çağırıp da Yüksek Disiplin Kurulu üyelerine bunu ihraç edin. Speaker 1 Devam edebilir yani. Tanju Özcan'a karşı bir kızgınlığınız var mı? Buraya yürüdü vs. bir takım açıktı. Sizin aleyhiniz açıktı. Kişisel olarak bir kırgınlığım yok ama parti olarak yapılan yanlış. Yapılan yanlış. Bu arada tek adam konusuyla ilgili yani Erdoğan'a yönelik eleştirileriniz o zaman şöyle boşa çıkmaz mı? Onu da sonuçta 27 milyon insan oy verip seçiyor. Ve seçiyor tabii. Yani o da seçilerek geliyor. Gitmesi için seçilerek. Ama ahlaki meşhuriyeti var. Dikkatinizi çekerim. Kılıçdaroğlu Ahlaki meşhuriyeti var. Neden olsun efendim? Sahtekarlık yapan bir insan Cumhurbaşkanı olamaz. Değil mi? Bana söyleyin. Elinizi vicdanınıza koyun. Gazeteci olarak bana söyleyin. Sahtekarlık yapan birisinden Cumhurbaşkanı olur. Speaker 1 Yani bu sizin sahtekarlık yaptığı sizin kanaatiniz. Toplumda öyle düşünmüyor mu? Toplumda öyle düşünmüyor ki oy vermiş. Kılıçdaroğlu Topluma kendisi itiraf etti. Videolar konusunda değil mi? Ben değil o söyledi. Montaj diye. Montajcılık yapan bir adamdan. Hadi sahtekarlıktan vazgeçtik diyelim. Montajcılık yapan bir adamdan. Cumhurbaşkanı olur mu? Devleti yönetiyorsunuz ya. Ahlakı temsil ediyorsunuz orada. Ahlakı temsil etmeyen birisi orada oturuyor şu anda. ahlaki açıdan sorgulanması gerekiyor. Siyasal açıdan sorgulanması Speaker 1 gerekiyor. Çok özür dilerim. Şimdi mesela tam burada reklam arası. 3-4 dakikadır arkadaşlarım beni sıkıştırıyorlar ama şöyle düşünebiliriz diyeceğimiz. Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Erdoğan'ı eleştirmeye başladı ve Mehmet Akit reklama gitti falan gibi düşünerse 4-5 dakikadır kulağıma arası ediliyor. Bir ara vereceğiz. Aradan sonra kaldığımız yerden devam edelim. Ümit Özdağ meselesini de soracağım. Birazdan devam edeceğiz efendim. Kısa bir ara. Evet efendim Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'ndeki yayınımıza devam ediyoruz. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu konumuz Şero da burada. Evet Şero Şero. Evet kendisinden bahsettik reklam arasında sonra kendisi de geldi. Şöyle Ümit Özdağ meselesi de var dedik konuşacağız diye. Ama öncesinde bu meseleyi bitirmeden önce efendim. Kılıçdaroğlu Zor sorular sormayın demek için herhalde geldi. Speaker 1 Evet şöyle efendim seçim kampanyası sürecinin bu arada İstanbul Bükşehir Belediyesi ile birlikte yönetildiğine dair bir takım kulis bilgileri var. Yani orada bir planlama yapıldığı seçim makine sistemi kurulduğu, siz bunu MHK'ya götürdünüz ve onaylandı. Seçim kampanyası başarılı mıydı? Kılıçdaroğlu Seçim kampanyası başarılıydı. Başarılıydı. Onu rahatlıkla söyleyebilirim. Ekrem Bey zaten Cumhurbaşkanı yardımcısı. Yani onun seçim kampanyası içinde olması kadar doğal bir şey. Başarılıydı kampanya diyorsunuz. Speaker 1 Başarılıydı tabii. Olabilecek olan şey buydu gibi bir sonuç çıkar. Kılıçdaroğlu Tabii yani hiç eksiğimiz olmadı dersem o doğru da olmaz yani. Speaker 1 Şunu şöyle yapsaydık dediğiniz bir şey var mı peki net mesela? Şunu şöyle yapmalıydık dediğiniz. Daha fazla yere gidebilirdik yani. Kılıçdaroğlu Daha fazla yere gidebilirdik. Belki 6 liderin bir arada sonra 8 olduk bir arada konuşma belki daha az olabilirdi. Daha fazla farklı yerlere ayrı ayrı da gidebilirdik. O olabilir yani. Speaker 1 Ben aslında size farklı bir yanıt alsaydım bu tek adamlık meselesi üzerine. Siz tek adam mısınız Cumhuriyet Halk Partisi'nde yoksa kendinizi yalnız hissediyor musunuz? Yalnız adam mısınız diye soracaktım. Kendinizi yalnız hissediyor musunuz? Yok hayır. Hayır. CHP içerisindeki bu tartışmaların kamuoyunda konuşulması, sizin göreve devam etmemeniz konusunda pek çok önemli ismin açıklamalar yapması size kendinizi yalnız hissettirmiyor mu? Kılıçdaroğlu Yok hayır. Şimdi biz bir aradayız. Arkadaşlar var. Durum değerlendirmesi yapılırken ben tek başıma değerlendirmem. Elbette benim de görüşüm olur ama ben olabildiğince görüşümü en son açıklarım. Çünkü arkadaşlar daha rahat düşüncelerini ifade etsinler diye. Bu merkez yönetimde de böyle olur. Parti meclisinde de böyle olur. Eğer milletvekilleriyle kapalı bir toplantı yapıyorsak orada da en son görüşlerimi açıklarım. Ki milletvekili arkadaşlarımız, ya genel başkan böyle söyledi, şimdi ben aksine bir şey söylemeyeyim diye bir duyguya kapılmasınlar diye. O çerçevede kendimi hiç yanlış hissetmedim. Tam tersine her türlü zaman zaman birbirimizi eleştiririz ama güçlü bir dayanışma kültürümüz var. Partinin güçlü bir dayanışma kültürü var yani. Speaker 1 O gece 14 Mayıs gecesi mesela Beyim Cumhuriyet Halk Partisi'nden duyduğum bir şey doğrudur yanlıştır. Siz lütfen doğrusunu söyleyiniz. Pek çok ismin, personelin hatta yöneticilerin kartlarının iptal edildiği, buraya polis geldiği ve içeriye giremedikleri bir takım önlemler alındığı yönünde bazı şeyler paylaşıldı. Neden böyle bir şey oldu? Onu bilmiyorum. Kılıçdaroğlu Sabih söyleyeyim bilmiyorum ama basın toplantısına girdiğimizde zaten salon doluydu. Speaker 1 Parti yöneticilerinin dahi partiye giremediği, genel merkez önünde polis barikatı olduğu bu doğru... Yo onu bilmiyorum. bilginiz dışında. Peki. Sayın İmamoğlu ve Sayın Yavaş kendi kararıyla mı o gece açıklama yaptılar kazandık kazanıyoruz diye yoksa Kılıçdaroğlu elbette kendi kararlarımı. Speaker 1 Orada bir masanın etrafında Kılıçdaroğlu zaten toplanmış vaziyetteyiz. Yani ben de oradayım. Diğer arkadaşlar da orada. Sayın İmamoğlu da Sayın Yavaş da orada. Dolayısıyla Faik Bey de orada. Faik Bey mi açıklama yapsın dendi. Sonra Faik Bey'den Faik Bey ilk açıklamayı yapmıştı. Sonra Sayın Yavaş ve İmamoğlu'nun açıklama yapmaları yönünde bir görüş belirlendi. O çerçevede yaptılar. Onlar mı söylediler? Başkaları mı o görüşe? Öyle bir karar çıktı orada. Speaker 1 Ortak karardı yani. Aşağı yukarı ortak karardı. O saat dilimi içerisinde kazandık ifadesi sonra kazanmadığınız için çok tartışıldı. Hatta biz de en yapıyorduk. Çok zor durumda kaldık. Onu da söyleyebilirim. Yani bize çok tepki geldi. Gerçek verileri açıklayın. CHP'den gelen veriler böyle değil şeklinde. Hatta ben dedim birkaç saat sonra hepsi ortaya çıkacak. Lütfen sükunetle takip edelim. O açıklamayı yanlış buluyor musunuz? Hayır. Çünkü ilk gelen veriler öyleydi zaten. İlk gelen veriler öyleydi. Kazanıyoruz. Kazandık ifadesini. Ama hani veriler daha netleşmeden bunu söylemiş olmak sizce bir hata mıydı? Yok hata değil. Peki efendim. Kılıçdaroğlu Gelen veriler öyle. O veriler ilk kamuoyuna açıklanırken de o çerçevede açıklandı. Speaker 1 Çok teşekkür ederim. Sayın Ümit Özdağ meselesine geçeceğim. O da çok günlerdir konuşuluyor. Çok hemen sorayım. Sizin Sayın Ümit Özdağ'la aranızda yaptığınız özel bir protokol var mı? Var. Var mı? Var tabii. O protokolde kendisine İçişleri Bakanlığı dahil iki bakanlık daha vereceğinizi söylediniz ve imzalınız mı? Kılıçdaroğlu O protokolle ilgili konuşmam doğru değil. İki kişi arasında yapılan ve iki kişinin namusuna teslim edilen bir protokoldür. Benim bu konuda konuşmam en azından ahlaki olarak doğru değil. Sayın Ümit Özdağ konuştu ama. Speaker 1 Ümit Bey düşüncesini açıkladı ama benim konuşmam doğru değil. Peki o zaman o açıklama ve siz de yalanlamıyorsanız 3 bakanlık vermişsiniz ama Sayın Ahmet Davos oldu. Kılıçdaroğlu Dediğim gibi protokol evet var. İkimizin arasında evet imzalandı. Evet bu protokol kamuoyuna açık bir protokol değil. Dolayısıyla ikimizin namusuna teslim edilmiş bir protokoldür. Nokta. Speaker 1 Buradan hareketle Sayın Ümit Özdağ'ın söylediklerini doğru kabul edersek, kendisine 3 bakanlık verdiğiniz protokolün olduğunu siz de kabul ediyorsanız, onu söylediğinde doğru kabul edersek. Bunlara hiç bir yorum yapmam. İttifak ortaklarınızla hiç temas etmeden. Yapmam. Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki liste üzerinden yorum yapmayacaksınız. Yorum yapmam doğru değil. Peki efendim saygıdılıyorum ama böyle bir protokol var. Sayın Öztürak neden yok gibi bir açıklama yaptı? E, Öztürak protokolü bilmiyor ki. Öyle mi? Evet. Sizin dışınızda bir danışmanınız ve hiç kimse bilmiyor bunu dışarıda. Hayır, danışman dahil kimse bilmiyor. Danışmanınız dahil kimse, sadece ikinizin arasındaydı. Peki bunun paylaşılmasına rahatsız oldunuz mu? Kılıçdaroğlu Bu konuda da yorum yapmak istemem. Düşüncelerimi söyledim az önce. Speaker 1 Alın. Yani menfi ya da müsbet bir yorum yapmak istemiyorsunuz. Hayır. Paylaşılmasına dair de. Peki, efendim tekrar seçimlere gidiyoruz. Bu arada tabii herkes ısrarla böyle reklam arasına biraz bakmaya çalıştım. Israrla yani 2009'dan beri işte 11 seçim kaybedildi. Mesela şöyle bir soru var. Kılıçdaroğlu Tekrar olacak ama. Neye göre az önce yerel yönetimlerle ilgili bir şey söyledim. Ha doğru, evet oy olarak kaybedildi ama büyükşehirlerin kazanması bir zaferdi. Speaker 1 Kur'an'a onu bir sorsaydınız. Tamam. Şöyle diyorlar. Bu yenilgi değil dedi. Zafer de değil dedi. Bu nedir? Kılıçdaroğlu Kazanamadık. Bir seçime girdik kazanamadık. Ama yenilgi de değil. Değil. Şimdi bakın. Siyasette bir mücadele eşit koşullarda olursa onu bir şekliyle yenilgi olarak kabul eder. Koşullar eşit değil. Koşullar ahlaki değil. Speaker 1 Bu da ifade ettim. Kılıçdaroğlu saydığını kim yaptı, kim yaptı. Öyle bir teknik imkanımız yok. Bizim ama savcı onu rahatlıkla bulabilir. Speaker 1 Tüm bu tartışmalar, Sayın İmamoğlu'nun site kurması, değişim çağrıları, yapılan gizli toplantılar, bunların sızdırılması, Ümit Özlem bu açıklamaları. Cumhuriyet Halk Partisi'nde böyle kaotik bir durum varmış gibi bir algı oluşturdu bizde. Kılıçdaroğlu Evet. En çok da medya kullanıyor. Speaker 1 Kimse? Medya. Medya kullanıyor mu? Kılıçdaroğlu Kullanıyor çünkü saray onu istiyor. Öyle mi? Elbette. Saray zamların tartışılmasını istemiyor. Bütün bunlar. Speaker 1 Ama şimdi bunlar sizin içinizden çıkıyor ya efendim. Çok özür dilerim. Hayır hayır ben sizden çıkıyor çıkmıyor demiyorum ya. Kılıçdaroğlu Yine top bize kalıyor ya. Bir partinin içindeki bir tartışmayı gazetelerin manşetlerine taşıtmak, onları büyütmek, internet sitelerinin tamamında birinci haber yapmak. Speaker 1 Ama bunlar normal şeyler mi? Yok normal değil. Normal olmayınca bizim konuşmamız normal değil. Ama bu kadar zam normal mi? Değil. Niye onlar manşetlere taşıyor? Her gün konuşuyoruz biz efendim. Ben konuşuyorum her gün. Onu da konuşalım. Ama yani bunun tartışılmasını merak ettiniz mi mesela? Kılıçdaroğlu Havuz medyası zamları manşet yaptı mı? Speaker 1 Hiç okumuyorum efendim. Bir şey soracağım. Kılıçdaroğlu Ama TRT manşet yaptı mı? Speaker 1 TRT. Bana mı soruyorsunuz? Yani. Soruyorsunuz. Modernatör benim ama cevap benim ben televizyon izlemiyorum. gerçekten izlemiyorum Kılıçdaroğlu şunun için söylüyorum bunları tabii kaldı ki yani zaten bulunduğunuz konum gereği de zaten izleme şansınız da olmayabilir benim gibi ama ben Sade Yurttaş bizi dinleyen Sade Yurttaş da bunu bilmeli yani devletin aygıtları devletin televizyonu bakın bizim Cumhuriyet Halk Partisi'ni ayırdığı süre 10 dakikaysa 10 dakikaysa Parti'ye ayırdığı süre bir buçuk saat. Bu adil mi? Hangi tamamlayacağız? Özür dilerim. TRT diyorum. Milliyetçi Hareket Partisi'ni ayırdığı süre bizim dört beş katımız. Ve TRT kendi yasasına göre tarafsız yayın yapmak zorunda. Onu da mahkemeye verdik. TRT'yi de mahkemeye verdik. Ta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar götüreceğiz bunu. TRT dediğiniz bir kurum, devletin Benim vergilerimle yapacak, yasasına aykırı davranacak. Ondan sonra biz kalkacağız TRT'ye bu devletin televizyonu diyeceğiz. Devletin değil, sarayın televizyonu şu anda. Saray nasıl talimat alıyorsa taraydan aynı şekilde yayın yapıyor. Orada da ahlaki kurallara uyulmuyor, yasalara uyulmuyor. Orada da bir sorunumuz var. Bakın kırsal kesim şunu da araştırdık. O tek sandıklı yerlerde en çok izlenen televizyon kanalı TRT biliyor musunuz? Bütün sahtekarlıkları yayınlayan TRT. Speaker 1 Ama vatandaş tercih edip izliyor o zaman. Kılıçdaroğlu Hayır, başka kanal izleyemiyor. Speaker 1 Neden? Yok. Nasıl yok? Kılıçdaroğlu Tabii. Speaker 1 Çekmiyor mu başka iş? Çekmiyor. Peki, bu tartışmaların sebebi... Kılıçdaroğlu Bu konuları daha iyi biliyoruz. Efendim? Bu konuları, yani nerelerin televizyon çekip çekmediğini de gayet iyi biliyoruz. Speaker 1 Siz biliyorsunuz, anladım. Ben bilmiyorum, hakim değilim. Şöyle soracağım, bu tartışman sizin işinizden çıkıyor ya günün sonunda. Mesela ben de soruyorum. Tabii. Merak ediyorum. Sizi sorma hakkınız var. Kaotik bir fotoğraf gibi gelmiyor mu size? Yok hayır. Her şey gayet normal ve yolunda mı? Kılıçdaroğlu Şimdi şöyle düşünün. Her şey yolunda falan. Her şey demedim. Speaker 1 Herkes kadar, her parti kadar mı sorun var? Kılıçdaroğlu Biz her parti gibi değiliz yalnız. Alın. Tabii. Biz tek adam partisi değiliz. Şimdi toplum öyle bir hale geldi ki demokratik bir ortamı bile kaos olarak görmeye başladı. İnsanlar düşüncelerini söyler, eleştirirler genel başkanı. Ne var bunda ya? Kıyamet mi kopar? Bu yenide değil zaten. Ama karşı tarafa bakıyorlar. Orada tek adam rejimi var, bize dönüyorlar. Niye siz tek adam değilsiniz diyorlar. Neden onların yaptığı gibi yapmıyorsunuz diyorlar. Biz öyle değiliz. Bu ülkeye demokrasiyi getiren partiyiz biz. İnsan haklarını getiren partiyiz biz. Düşünce özgürlüğünü savunan partiyiz biz. Kim adaletsizlikte karşı karşıya kaldıysa bize oy versin vermesin gidip onun haklarını savunan partiyiz biz. Biz cumhuriyeti kuran bir partiyiz. Dolayısıyla bizi diğer partiler gibi değerlendirmesin hiçbir vatandaşı. Speaker 1 Kurultayın yerel seçimden önce olmasını istiyorsunuz. Adaysınız kurultayda. Kılıçdaroğlu Bilmiyor musunuz? Şimdi bakın şunu da söyleyeyim. Ben hiçbir zaman ben adayım demedim. Emin olun yani. Bundan önceki kurultaylarda da ben adayım demedim. İlk genel başkan olduğumda da ben adayım demedim. Ama o günün koşulları getirdi. Koşullar, evet aday olmam istendi. Delegeler, imzalar, şunlar yapıldı, aday oldum. Burada da ben öyle gidip de beni aday yapın. Ben kimseye gidip, bakın burada söylüyorum, kimseye gidip beni aday gösterin demem, diyemem. Benim ahlakıma uygun değil, partinin geleneklerine de uygun değil. Speaker 1 Aday olmamayı düşünüyor musunuz? Yani beni aday yapsanız da ben kabul etmiyorum. Ona bakarız. Yeri zamanı olur. Olabilir tabii niye olmasın yani. Öyle mi? Tabii. Tekrar genel başkanlığa aday olmama ihtimaliniz var o zaman kurultayda. Niye olmasın? Yani niye olmasın? Nasıl bir yol izlersiniz öyle bir durumda? Birini mi işaret edersiniz yoksa? Kılıçdaroğlu Şimdi o ayrı bir konu. Yani başka bir genel başkan adayı çıkarsa Partinin iyi yönetileceğinden, partinin geleneklerine bakacağından ve o gelenekleri derinleştireceğinden, demokrasi kültürünü geliştireceğinden, eleştirilere büyük bir saygıyla bakacağından, eleştiri yapanları ben illa tasfiye edeceğim diye bir düşünce içine girmediği zaman elbette ki böyle bir aday çıkarsa saygı duyar. Speaker 1 Yerel seçimlerde Saygı abiye bir röportaj vermişsiniz Öztürk'e. Çok iyi bir performans yakalayacağıma inanıyorum. Nasıl, motivasyon kaynağınız nedir? Yani genel seçimi, Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanamadıktan sonra. Kılıçdaroğlu Orada sahtekarlıklar olmayacak. Yani Erdoğan'ın yaptığı sahtekarlıklar, montaj videolar olmayacak. Orada TRT alıp TRT alıp her bir il için ayrı ayrı yayın yapmayacak. A Haber ayrı ayrı yalan haberler üretmeyecek. Yeni Şafak oturup da başkalarının paralarıyla bir siyasal parti liderini karalamak için belli hesaplara montaj videolar göndermeyecek. Oralarda daha demokratik ölçüler içinde yarışılacak. Speaker 1 Peki buna dair mesela genel seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçimine dair... Kılıçdaroğlu Mesela Yeni Şafak'a bunu söylüyorum tık yok Yeni Şafak'ta. Niye tık yok? Orada köşe yazarları var. Köşe yazarları şunu sormalı. Ya bu gazete niye sahtekarlık yapıyor? Bu gazete neden sahte videolar yayınlıyor? Ve bu gazete neden gelip de Kemal Kılıçdaroğlu ile röportaj yapmıyor? Röportaj vermek ister misiniz? Siz nasıl soruyorsanız bana aynı soruları sorsun. Veya benim bilmediğim soruları sorsun. Speaker 1 Peki mutlaka izliyorlardır. Kılıçdaroğlu Ben o zaman onlara bu sahtekarlığı niçin yaptınız diye sorma imkanım olacak. Siz gazeteci misiniz? Siz bir siyasi partinin yan organı mısınız? Ben bunu sormak isterim. Yeni Şafak'ın sahibine de sormak isterim. Devletten aldığı nasıl nemalandığını da sormak isterim. Keşke yaseler. Bunları sorayım bari. Ağuz medyasını da sorarım tabii onlara. Onlar bunları çok iyi bilirler. Devletten nasıl nemalandıklarını da ben onlara sorarım. Speaker 1 Çok özür dilerim. Bu Ümit Özdağ meselesiyle ilgili şöyle bir soru gelmiş. Onu yöneltmek isterim müsaadeniz olursa. Sonuçta ittifak içerisinde uzun dönem toplantılar oldu. Altılı Masa içerisinde ve görev dağılımı yapıldı. Her partiye bir bakanlık verileceği, Cumhurbaşkanı yardımcılığı verileceği. İttifakın içerisinde hiç olmayan, toplantılara hiç katılmamış olan partiye son anda, ikinci turda sizin özel olarak kapalı bir ortamda, Böyle bir vaatte Sayın Özdağ'ın iddası üzerine bulunmuş olmanız. Kılıçdaroğlu O görüşmelerden, Sayın Özdağ'la yaptığım görüşmeden de, Sayın Sinan Ogan'la yaptığım görüşmeden de diğer parti liderlerinin bilgisi vardı. Speaker 1 Ama bu olaydan bilgisi yok. Bu protokolle ilgili bilgileri yok. Hayır o protokolle de yoktu. İşte o protokolle ilgili şimdi bilgileri olduğu için, bu ittifak içerisindeki genel duruma aykırı bir davranış değil midir? Kılıçdaroğlu Orada şunu da söyledim. CHP için asıl olan 6 parti liderini imzaladığı ortak mutabakat metnidir. Speaker 1 O açıklamaları da bulabiliriz. Şöyle bir şey var, seçimi kazanmak için her yola tevessül edildiği eleştirisine ne dersiniz? Kılıçdaroğlu Olur eleştirim. Speaker 1 Öyle midir? Kılıçdaroğlu Bizim amacımız seçim kazanmak değil mi? Ama ilkelere göre. Speaker 1 Kurallar ve ilkeler içinde olmalı. Bu ilkeler açısından bir problem mi? Değil yani. Değildi. Yerel seçimdeki motivasyonunu sordum, oraya geçelim. Yerel seçimde ittifakları devam ettiriyor. Mesela HDP aday çıkaracağını söyledi büyük şehirlerde. HDP diye bir parti var mı? Yeşil Sol Parti. Niye HDP diyorsun? Özür dilerim. Çok özür dilerim. Düzelteyim. Bizim böyle bir alışkanlığımız var. Yeşil Sol Parti aday çıkaracağını söyledi. Çıkarsın. Aday çıkarırsa İstanbul ve Ankara'yı kaybetmek, Adana'yı mersini kaybetmek gibi endişeniz yok mu? Yok hayır. Kılıçdaroğlu Alacağız. Yeni sadece Ankara, İstanbul, Adana, Mersin zaten onlar bizim. Ayrıca biz örneğin Balıkesir'i alacağız. Örneğin Bursa'yı alacağız. Örneğin biz Manisa'yı alacağız. Örneğin biz Denizli'yi alacağız. Speaker 1 Nasıl olacak bu efendim? Niye nasıl olacak? Yani büyük bir yenilgi, özür dilerim siz yenilgi demiyorsunuz. Kazanılamamış iki seçim var. Niye büyük dediniz? Galiba benim duygu, ben öyle düşünüyorum. Büyük bir yenilgi değil. Yani ikisini de kaybedenmesi. Kazanamadı, doğru. Belki de şundan dolayı demiş olabilirim. Büyük cümleler kuruldu ya. Kesin kazanacağız dediniz ya siz. Yani biz kazanıyoruz. Seçimi kazanıyoruz. Kazanıyoruz. Kılıçdaroğlu Ahlaklı bir zeminde olsaydı yüzde yüz kazanıyorduk. Ahlaklı bir zeminde. Speaker 1 Ama seçim öncesi öyle bir makas, öyle bir parantez açmamıştınız. Hayır, her zaman. Kılıçdaroğlu Yani her koşulda bir seçimi kazanıyoruz. Şimdi siz rakibinizi ahlaklı kabul edersiniz. Çıktınız şeye değil mi? Kampanya süreci oldu ya. Bir dakika. Çıktınız ringe, boks yapıyorsunuz. Kurallar belli mi? Kurallar belli. Hakem var mı? Hakem var. Şimdi burada kuralları bozan birisi var. Kuralları bozan birisi var. Ve o kuralları yaparken sahtekarlık yapıyor. Şimdi kuralları bozan birisiyle biz yarıştık. Dolayısıyla hani yerel seçimlerde böyle bir ortam olacak mı? Olmayacak. Yerel seçimler farklı. Onun kendi iş dinamikleri var. Speaker 1 O dinamikler içinde yürüyeceğiz. Sayın Akşener'le bir görüşmeniz oldu. Bu arada Sayın Akşener'in sizin adaylığınızla ilgili itirazları vardı. Oralara kadar gitmeyeceğim ama seçim kazanılamadıktan sonra, o kelimeleri de sizin özellikle seçiyorum. Kazanılamadıktan sonra mesela Sayın Akşener'in ve parti içerisinden bazı eleştiriler de gündeme geldi. Sitemli açıklamaları da oldu. Bir görüşme yaptınız. O görüşmede ne konuştunuz? Bunlar gündeme geldi mi? Kılıçdaroğlu Bir görüşmede kendisini Sayın Akşener'i kutlamaya gittim. Telefonla kutlamıştım. Kendi kongrelerini yapmışlardı. Sonra telefonla bir nezaket ziyareti. Kendisini bir de yüz yüze kutladım. Karşılıklı kahvelerimizi, çaylarımızı içtik. Speaker 1 Bir nezaket ziyareti miydi sadece? Kılıçdaroğlu Nezaket ziyareti. Tabii doğal olarak siyaset şimdi hiç siyaset konuşulmadı desek doğru değil. Siyasette, ekonomide pek çok olay yine o süre içerisinde düşüncelerimizi karşılıklı birbirimize aktardık. Birlikte hareket etme ihtimaliniz var mı yerel seçimlerde? Şu aşamada tabii o süreç başladığı andan itibaren bakılır ona. Yani birlikte mi olur ayrı ayrı mı olur? İkisi de olur yani. Speaker 1 İstanbul için Sayın İmamoğlu'nun aday olmasını çok isterim dediniz. Evet. Ankara için de Sayın Mansur Yavaş'la ilgili görüşünüz aynı mıdır? Aynı. Sayın Mansur Yavaş'ı aday göstermeyi çok istiyorsunuz. Kılıçdaroğlu Elbette. Speaker 1 Peki bu seçimlere... Kılıçdaroğlu Belediye başkanlarımız başarılı. Speaker 1 Bu seçimlere ittifakla gitmemeniz halinde yani İYİ Parti aday çıkarırsa ki Sayın Lütfü Türkkan'ın böyle paylaşımları oldu. Olabilir. Dünyanın sonu değil ki. Büyük şeyleri de kaybetme ihtimaliniz çok yüksek. Kılıçdaroğlu Hayır hayır. Niye yüksek olsun? Şimdi bakın yerel seçimlerde halk kendisi zaten ittifakı yapar. Liderlerden çok halk bakar. Kim en iyisi belediye başkanıysa gider oyunu Speaker 1 olabilir. Ama orada cumhurbaşkanlığı sistemi gibi değil ya. İltat birinci çıkan alıyor. O yüzden halk kestiremez. Yok efendim halk olur mu şimdi? Kestireme bilir. Kılıçdaroğlu Uşak'ta yapıyorsunuz. Uşak'ta, Uşaklı bilmiyor mu hangi belediye başkanı adayı daha iyidir diye. Bilir tabii. Türkiye Hakkari'deki vatandaş Uşak'takini bilmez. Ama Hakkari'deki vatandaş Hakkari'yi bilir. İzmir'de veya Rize'de yapacağınız bir yerel seçimlerde belediye başkanı adaylarını aşağı yukarı herkes tanırıyor. Büyük metropoller hariç. Ama diyelim ki Tunceli'de yaptınız, Uşak'ta yaptınız, Karaman'da yaptınız. Karamanlı bilir yani kim daha iyidir, nitelikleri nedir ne değildir, kim daha sevilir sevilmez gider oyunu olabilir yani. Speaker 1 Bugünden açıktan sonra. Kılıçdaroğlu O dinamikleri göz ardı etmemek gerekiyor. Speaker 1 Ben şey demiştim sizle daha önce röportaj yapan meslektaşlarıma, meslek büyüklerime de seçimi kazanamazsa istifa edecek mi diye sordunuz mu demiştim. Sorduk demişlerdi. Seçimi kazanacağız yanıtı aldık demişlerdi. Ben de şimdiden peşinden sorayım. Belki tekrar görüşürüz bir röportajımız da alır belki olmaz. yerel seçimleri kazanacağız. Kılıçdaroğlu Evet aynısını söylemiştiniz. Speaker 1 Kazanacağız. Dolayısıyla aynı şeyi söylüyorum. Kazanamazsanız. Kazanacağız. Hiç endişe etmeyin. Ama efendim şöyle. Kazanacağız. Nezaketsizlik olarak algılamayın ne olursunuz ama. Şimdi önümüzde kazanamadığınız bir bu aynı cümleyi kurup kazanamadığınız bir Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri. Kılıçdaroğlu Orada sahtekarlık vardı. Burada sahtekarlık yok. Çok açık ama. Orada o süreçte bunu. Açık ve net sahtekarlık vardı, yalanlar vardı, iftiralar vardı, ahlaksızlık vardı. Bunlar olmasaydı biz kazanıyorduk zaten. Ya devletin bütün bakanları, devletin bütün imkanlarıyla meydan meydan gezip bizim aleyhimize konuşuyorsa, sahte videolar yapılıyorsa, devletin televizyonu bunu günlerce yayınlıyorsa, Meydanlarda yayınlanıyorsa ya Allah aşkına bana söyler misiniz ya? Bu ahlaki bir şey midir? Peki hani siz kazanacağız diyorsunuz. Bakın sahtekar diyorum bir şey diyemiyorlar. Çünkü onlar da biliyorlar kendilerinin sahtekar olduğunu. Sahtekardan Cumhurbaşkanı olmaz. Kimse kusura bakmasın. Yalancıdan Cumhurbaşkanı olmaz. Kimse kusura bakmasın. Speaker 1 O zaman şöyle bir iklim olmadı yani. Ben onu soracaktım aslında ama zaten olmamıştır muhtemelen. Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimi sonuçta kazandığında ve tekrar devam ettiğinde sürece tebrik etmeniz gibi bir durum söz konusu olmadı anladığım kadarıyla. Değil mi? Kılıçdaroğlu Bu niteliklere sahip olan kişiyi siz kutlar mısınız? Mesela bir kişi sahtekarlık yaptı ve bir şey yaptı. Bir başarı geldi ve sahtekarlık da. Siz böyle düşünüyorsunuz. Olimpiyatlarda birisi, sporda birisi ne diyorlar bir şey alıyor ya. ilaç veya hap alıyor diyelim. Daha güçlü olmak için. Doping alıyor. Doping yapan bir sporcunun başarı kabul ediliyor mu? Speaker 1 Efendim bir şey söyleyeyim bir. 2002'den beri Başarı kabul edilmiyor. Erdoğan girdiği bütün seçimleri kazandı. Efendim? 2002'den beri 93'den beri. Her seçim Kılıçdaroğlu sonrasında bakın bu seçimde oyu kaça düştü? 35'e. Birinci turda kazandı mı? Kazanamadı. Kazanamadı. Niye bunu hiç tartışmıyoruz? Tartışamıyoruz. Erdoğan neden birinci turu kazanamadı? Erdoğan yüzde 49'lardan niye yüzde 35'e kadar düştü? Erdoğan için bu bir başarı mı? Speaker 1 Sizin için bu bir başarı mı? Hayır. Yani şöyle sizin için başarı mı? Derken sonuçta AK Parti hala tüm bu ekonomik koşullara, deprem felaketine yaşanan süreçlere rağmen Türkiye'de birinci parti. Evet ama giderek düşen bir parti. Peki. yerel seçimde siz mümkün değil olmaz diyorsunuz ama, diyelim oldu efendim, bir mucize olduğunun yerel seçimde başarı elde edemediniz. Kılıçdaroğlu Hiç endişe etmeyin. Speaker 1 Ne yapacaksınız eğer olursa? Efendim? Onu sormam lazım çünkü. Kılıçdaroğlu Benim de cevap vermem lazım, cevap verdim zaten. Olmayacak. Olmayacak. Speaker 1 Olursa ne yapacaksınız? Olursa bir daha konuşacağız. Kılıçdaroğlu Yok hayır. Meraklanmayın. Speaker 1 Peki, ittifaklarla gitme... Ekonomiyi hiç konuşmayacağız. Konuşacağız. Şimdi onu konuşacağız. Bir iki sorum daha var. Grup kuruldu iki tane. Ekonomide neyi konuşacağız bilmiyorum efendim. Ekonomi çok kötü yani. Neyi bunu bilmiyorum. Kılıçdaroğlu Asıl onu konuşmamız lazım. Ekonomi kötü zaten. Şimdi bakın CHP'yi böyle en ufak ayrıntısına kadar izliyorsunuz. Ekonomiyi de en ufak ayrıntısına kadar izlemeniz lazım. Speaker 1 Valla inşallah izlemeyeceğimiz günler gelir diyorum ben. O kadar kötü ki şu anda. Kılıçdaroğlu İzleyin ama. İzliyoruz. İzliyoruz ve ben söylüyorum. Topluma bunun gerekçelerini de anlatmak. Mesela siz bu soruları sormak isterseniz Erdoğan sizin karşınıza çıkamaz. Çünkü Erdoğan'ın karşısına seçilen gazeteciler çıkıyor. Önceden sorular veriliyor. Efendim Sayın Erdoğan'a bu soruları soracaksınız deniyor. Arkasına bir prompter konuyor. Erdoğan'ın soruları alıyor hazır soruları. Prompter'dan okuyor. Allah aşkına böyle mutluluk kişiden Cumhurbaşkanı olur mu ya? Ya sen ülkenin bütün sorunlarını bilmiyorsan, bütün sorunlarına yanıt veremiyorsan sen nasıl cumhurbaşkanlığı yapıyorsun? Benim promptörüm var mı? Yok. Ben size bana şu soruyu sor veya şu soruyu sorma dedim mi? Asla. Siz gazetecisiniz. Speaker 1 Sizin en doğal hakkınız soru sormak. Şunu da söyleyebilirim. Çok açık yüreklik. Çerçeveyi izleyicilerle paylaşıyorum yayın girişinde. İsterseniz çerçeveyi size söyleyebilirim dedim. Onu bile istemediniz. İstemedim. Bu konuda hakkınızı teslim edeyim. Yani çerçeveyi bile söylemedim. Kılıçdaroğlu Erdoğan cesaretine karşıma çıkmadı. Ben Sayın Cumhurbaşkanı hiç mülakat yapmadım. Kendisine devletin televizyondan açık meydan okudum. Madem bu kadar yüreklisin, madem cesursun, madem dünya liderisin çıksana karşıma devletin televizyonda çıkalım beraber Cumhurbaşkanlığı olayını konuşalım. Tartışalım. Speaker 1 Cesaret edip çıkamadı. Çıkamaz çünkü. Ya özür dilerim. Ne söyleyeyim diye unuttum şu Levent Gültekin'in iddiaları paylaştığı şeyler. Siz gerçi görüşmeniz olduğunu söylediniz. Kılıçdaroğlu Ona dair iddiaların yani söyledik. Görüştün mü tabii yani. Böyle mi yani? Hayır efendim yok öyle bir şey olmadı. Şimdi efendim ben demişim ki işte Türkiye battı çıkışı yok falan filan bir sürü şey. Speaker 1 Ben kendim engelleyemem adaylığımı demişsiniz. Hayır efendim. Dediniz mi öyle bir şey? Yok efendim. Kılıçdaroğlu Orada bir sefer bakın ben Türkiye'nin içinde bulunduğu zor durumdan çıkmak için teknoloji konusunda bilim konusunda neleri yapması gerekir? Akdeniz'deki doğal gazın nasıl çıkarılıp Türkiye'ye üzerinden Avrupa'ya götürülmesi gerekir? Erzurum merkezi bir özel bölge nasıl inşa edilir? Ben bütün bunları düşünüyorum. Ne demek Türkiye bitti? Türkiye bitti diyen insan bunları yapar mı? Tam tersine. Türkiye'nin geleceğiyle ilgili çok önemli projeler koydum ortaya ben. Speaker 1 Ama tabii ki 5 yıl daha Cumhur İttifakı var. Sayın Erdoğan var. Bir grup meselesi var. Bu arada örgütleri neden kendinize bağladınız? Hani dedik ya delege yapısıyla ilgili. Onu da unuttum. Sonra Sayın Engin Özkoç'a danışmanıza reddi. Zaten o da eleştirildi. Bir danışman bunu yönetmemeli diye. Genel Başkan Yardımcısı'nda olmalı. Kılıçdaroğlu İşselleştirilebilir değil mi? Niye kendinize bağlısınız? Şunun için bağladım. Örgütlerin daha dinamik çalışmalarını istiyorum. Ve örgütleri daha iyi denetlemek istiyorum. Şöyle, bizim yaptığımız yani partinin yaptığı açıklamalar, yayınladığı genelgeler, yazılar, genel başkanın yaptığı konuşmalar örgüt tarafından ne kadar işselleştirildi? Ve örgüt bunu topluma ne kadar yansıtıyor? veya yansıtmıyor. Bizim bunları denetlememiz lazım. Bununla ilgili bir çalışma başlattım. O çalışmayı da sürdürüyoruz. Speaker 1 Bundan kaynaklı. Grup kuruldu. Gelecek Partisi ve Saadet Partisi bir grup kurdular. Şimdi Deva Partisi Demokrat Partisi'nin de onlar dahil olmadıkları için söylüyorum. Kurma istekleri olursa iki vekilleri Kılıçdaroğlu eksik. Yani AK Parti'den de iki milletvekili geçebilir. Speaker 1 Geçmezse mesela düşünür müsünüz destek olmayı? Kılıçdaroğlu Ya grup kurmalarını isterim. İster misiniz? Tabii grup kurmalarını isterim. İki vekilde oraya verir misiniz? O bakı şimdiden ben veririz veya vermem diye öyle bir şey söyleyemem. Yani bu partinin bir yetkili organları var. Yani benim o yetkili organlarla konuşmadan ben oraya şunu veririm, buraya bunu veririm. Biz diğer partiler gibi değiliz. Önce yetkili organlarla benim konuşmam lazım. Speaker 1 Ama Sayın Ümit Özdağ bakanlık konusunda verdiğiniz ifade etti Ümit Özdağ. Onu kimse bilmeden yaptığınız söyleniyor. Kılıçdaroğlu Bizim hariç, yani bizim kendi aramızda görüşmeler yapıldı. Speaker 1 Yani onu hiç kimseye sormadan yapmışsınız. Kılıçdaroğlu Hayır, hayır, hayır. Speaker 1 Ama sıcak bakıyorsunuz. Kılıçdaroğlu Neye? Speaker 1 Grup kurmalarına destek gerekirse de değerlendirirsiniz. Kılıçdaroğlu Yani sıcak bakarım. Yani şu ana kadar bizden herhangi bir talepleri olmuş değil. Speaker 1 Çok eleştiriliyorsunuz ya efendim. Hani 35 milletvekilleri Cumhuriyet Halk Partisi'nden gelecek deva. Buyurun. Kılıçdaroğlu Her eleştiriye saygı duymamız lazım ama yaşadığımız dönem, süreç bildiğimiz olağan bir süreç değildi zaten. Olağanüstü koşullarda seçime gidildi. Speaker 1 Mecliste birlikte hareket edebileceğinizi düşünüyor musunuz? Mesela grup kurdular, yasa tasarları geldiğinde sizinle birlikte mi hareket edecekler yoksa... Kılıçdaroğlu Hayır, hayır. Her partinin kendi programı var, kendi kuralları var. Biz ortak mutabakat metnine bağlıyız. Onlar da ortak mutabakat metnine bağlı. Speaker 1 Ama artık bunun bir hükmü yok değil mi? Ortak mutabakat, politika mutabakat metni şu an bir hükmü var mı artık? Kılıçdaroğlu Hayır yok ama mesela o ortak mutabakat metni çerçevesinde bir şey gelirse ortak hareket edilir. Yeni bir yasa gelir diyelim. Yasa geldiği zaman grup başkan vekilleri konuşurlar kendi aralarında. Bazen ortak düşünürler bazen farklı da düşünebilirler. Geçmişte de oldu biz İYİ Parti ile yapmıştık. Bazı uygulamalarda İyi Parti farklı oy kullandı. Biz farklı oy kullandık. Yani bu illa kavga anlamına gelmiyor zaten. Speaker 1 Kısa bir ara vereceğiz. Aradan sonra toparlayacağız. Diğer meselere geçeceğiz yani. Kısa bir reklam aramız var. Evet efendim son dilimdeyiz. Ankara'da CHP Genel Merkezi'nde Sayın Kılıçdaroğlu'yu röportajımız devam ediyor. Toparlayacağız son dilimde olduğumuz için. Efendim bir şeyi unuttum. İstanbul'la ilgili Sayın Canan Kavsancıoğlu ile bir süreç var. Geçtiğimiz günlerde şöyle bir şey medyaya düştü. İşte Büyükşehir Belediye Başkan Vekili bir isim. Selçuk Sarıyer istifası istendi. Bu istifa yani size yakın bir isim mi, İmamoğlu'na yakın bir isim mi diye tartışıldı. İstanbul İl Başkanı olacağı konuşuldu. Böyle bir şey var mı? İstanbul İl Başkanı değişecek mi? Canan Kaftancıoğlu'nun üzerindeki bu süreççi, resmi süreççten dolayı orada bir yerel seçime giderken bir değişik düşünüyor musunuz? Kılıçdaroğlu Her halükarda normal yasalara göre bir seçim yapılacak. Yani adaylar çıkacak, kendi aralarında yarışacaklar. Birisi İstanbul il başkanı olacak. Speaker 1 Ne zaman olur bu? Kılıçdaroğlu Şu anda mahalle seçimleri, delege seçimleri var. İlçe sonra il başkanlığı seçim olacak. Ağustos sonu, Eylül başı falan olabilir. Yani takvimi tam bilemiyorum. Şimdi şöyle, yasanın öngördüğü kurallar var. Daha doğrusu zaman dilimleri var. zaman dilimlerine. Uyumak Speaker 1 zorundayız. Pazar günü parti meclisini niye topluyorsunuz? Parti meclisini şunun için topluyoruz. Yani olağanüstü görünüyor da o yüzden. Efendim? Olağan dışı bir toplantı gibi. Yok. Şimdi şöyle Kılıçdaroğlu en son yaptığımız parti normalde iki ayda bir topluyoruz. Parti meclisinden bir teklif geldi ya ayda bir toplansak daha mı iyi olur diye. Biz de olur dedik. Ayda Speaker 1 bir toplanırız. Bundan sonra ayda bir toplanacaksınız. Kılıçdaroğlu Büyük bir ihtimalle öyle yaparız. Speaker 1 Cumartesi günü belediye başkanlarıyla toplanacaksınız. Kılıçdaroğlu Belediye başkanıları ile bir araya geleceğiz. Onlarla da konuşacağız. Onlar da çünkü artık seçim sürecine girdik. Onlar da çalışacaklar. En azından yaptık neler yapıp yapmadılar. Biz neler düşünüyoruz. O çerçevede bizim de düşüncelerimiz olacak. Speaker 1 Sayın İmamoğlu gelecek mi? Veya Tanju Özcan gelecek mi? Kılıçdaroğlu Tanju Bey'in geleceğini sanmıyorum. Speaker 1 Sayın İmamoğlu? Kılıçdaroğlu Büyük bir ihtimalle gelirsin. Orada görüşür müsünüz bu toplantı konusunda? Niye görüşmeyelim? Düşman değiliz ki. Cumhuriyet Halk Partisi'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı. Speaker 1 Yani bu Zoom toplantısıyla ilgili görüşmek ister misiniz kendisiyle? Kılıçdaroğlu Hayır o konulara girmek istemem. Kendisi açarsa o zaman yani. Speaker 1 Fikrinizi söylersiniz. Kılıçdaroğlu Zaten toplantının konusu da o değil. Toplantının konusu normalde biz yerel seçimlerde nasıl yapacağız, neler yapacağız, Yeni bir arkadaşımız, yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı arkadaşımız var. O arkadaş da kendi düşüncelerini bir şekliyle aktaracak zaten. Dolayısıyla o çerçeve için karşılaştıkları sorunlar ne? Sorunların çözümü için genel merkezin veya parlamento grubunun yapacağı bir şeyler var mı yok mu? Onlar görüşülür, tartışılır yani. Speaker 1 Bu yerel seçimde peki tıpkı daha önce genelde olduğu gibi yoğun bir ittifak görüşme süreci olur mu yine? Bilmiyorum onu. Öyle bir düşünceniz var mı? Yapma isteğiniz ya da heyecanınız var mı? Kılıçdaroğlu Daha o aşamaya gelmedik. Gelmedik daha henüz o aşamaya. Biz yani sanki ittifak yokmuş gibi zaten her parti öyle çalışıyor. Ama yeri zamana gelir. Eğer ittifakı oluşturacak ortam oluşursa oturulur, ittifak da yapılır yani. Speaker 1 Çok özür dilerim. Gelecek Partisi, Deva Partisi, Saadet Partisi'nin, Cumhuriyet Halk Partisi'nin oylarına bir katkı sağladığını düşünüyor musunuz? Her partinin, ittifak içinde her partinin katkısı vardır tabii. Kılıçdaroğlu Niye olmasın? Ne kadar bir katkı olduğunu düşünüyorsunuz? Onu bilmiyorum yani. Speaker 1 Onu ölçmedik. Aranızda konuştunuz mu? Onu ölçmedik. 3, %4, %1. Ölçmedik onu. Bilmiyorum yani. Bilmiyorsunuz. Evet. Çünkü CHP'nin oyu, yani %25 CHP'nin oyu değil, salt diye ama etkiledi, etkilemedi. Kılıçdaroğlu Herkes kendi görüşünü ifade edebilir. Speaker 1 Ayrı gitseydiniz daha mı etkili olurdu? O eğer olsaydı, yani koşullara bağlı. Koşullara bağlı. Sonra değerlendirdiğiniz hani ayrı yapsaydık. Kılıçdaroğlu Yok yani özel bir değerlendirme yapmadık. Speaker 1 Peki. İçeride en büyük sorunumuz ekonomi. Yani ekonomiye dair ne konuşuruz bilmiyorum. Siz mesela kazansaydınız seçimi öyle sorayım. Millet İttifakı iktidara geldim. Ben mesela Can Anahaber'de şöyle bir şey söyledim. Dedim ki bu MTV zammı olduğunda sadece bir şey söyleyip geçeceğim dedim. Çok yorumlamadım ama Millet İttifak iktidarda olsaydı ve bunu yapsaydı dedim. Sayın Kılıçdaroğlu bunu yapsaydı dedim. Ve bıraktım cümleyi. Muhtemelen çok eleştirilirdiniz. Peki siz gelseniz ne yapacaktınız efendim? Kılıçdaroğlu Biz bunu daha önce açıklamıştık. Büyük bir ihtimalle böyle bir soru gelebilir diye de. Şimdi ilk yapacağımız işlerden birisi kesinlikle devlete savurganlığı önleyecek bir israf. Önce kamu da tasarruf. İsrafı önleme genelgesi çıkarırdık. Bunlar gibi yapmazdık. Biz de bu saray dediğiniz ayrı bir dünya. Orada israf kırıla gidiyor. Milyarlar gidiyor orada. Yazık günahtır. Öyle dört yerden, beş yerden maaş alacaksın. Krallar gibi yaşayacaksın. Vatandaş sefalet içinde olacak. Onları da kesecektik. Öyle dolar bazında ihale alacaksın. Dolar bazında gelir garanti alacaksın. Bunları da bitirecektik. Yani milletin sırtına vuracağınıza dolar bazında garanti alacaksın. Önce kamu. Beşli çeteler var. Beşli çeteler var. Alacaksan beşli çetelerden al. Yani yetmez mi Allah aşkına ya? Yetmez mi yani? Milleti sömürdüler. Bu hale getirdiler. Ben size bir rakam vermek isterim. Bakın Osman Gazi Köprüsü. Maliyeti 1 milyar 200 milyon lira. 7 yılda bu köprüye 4 milyar 600 milyon dolar para ödendi. Maliyeti 1 milyar 200 milyon lira. 7 yılda 4 milyar 600 milyon dolar para ödendi. 2035'e kadar daha ödeyeceğiz. Bu bir soygun değil mi? Bu soygunu engellemiyorsanız siz devleti nasıl yönetiyorsunuz? Zamlar niye yapılıyor? Bu soygunculara para bulmak için. Bir daha ifade edin. Bütün bu zamlar soygunculara para bulmak için yapılıyor. Vatandaştan alınıyor. Şu anda 85 milyon insan bir avuç insana çalışıyor. Neden oluyor bu? Niçin yapıyorlar bu zamı? maliyeti 1 milyar 200 milyon dolar bunu da Japonlar açıkladı 1 milyar 200 milyon dolara köprü yapıyorsunuz 7 yılda 4 milyar 600 milyon dolar para ödüyorsunuz 2035'e kadar daha ödeyeceksiniz ve dolar ya bundan daha kral soygun olur mu? burada adalet var mı? hak var mı? hukuk var mı? Devlet yönetimi anlayışı var mı? Sarayın iradesi teslim alınmıştır. Sadece içeriden değil, dışarıdaki güçlerde Erdoğan'ı teslim almışlardır. Erdoğan artık uluslararası kuruluşların, uluslararası çevrelerin kullandığı bir kişidir Erdoğan. Yönettiği bir kişidir Erdoğan. Erdoğan yönetiliyor artık. Erdoğan yönetmiyor. Ülkeyi o hale getirdi ki. Speaker 1 Neden böyle bir şey söylüyorsunuz? Yani neye dayanarak söylüyorsunuz efendim? Şunun için. Kılıçdaroğlu Erdoğan'ın mal varlığı dolayısıyla Erdoğan'ı kim tehdit etti? Ben mi? Trump tehdit etti. Senin mal varlığını açıklarım diye. Ne söyledi Erdoğan? Bir şey söyledi mi? Tık bile etmedi. Tık. Tık bile etmedi. Roy Ters'in bir haberi çıktı. İsveç'in NATO'ya girişini onaylamadan önce. Bilal Erdoğan'la ilgili olarak. Evet. Speaker 1 Yalanlandı haber. Kılıçdaroğlu Yalanlandı. Reuters'a ne dedi? Speaker 1 Ben haberimin arkasındayım dedi. Ama kendi haberi içerisinde de Reuters bunun sadece bir iddia olduğunu ifade etmişti. Kılıçdaroğlu Evet. Speaker 1 Yani haberimin arkasındayız dedi mi? Dedi. Kılıçdaroğlu Operasyonel bir haber olduğu değerlendirildi. Onlar öyle değerlendirirler. Arkasından gitti. İsveç'te ne yaptı? İsveç'in NATO'ya girişini evet dedi. Siz ne yapacaktınız? Biz baştan beri NATO'nun genişlemesini istiyoruz zaten. Siz de evet diyecektiniz. Bizim zaten bir düşüncemiz var. O zaman ne diyorlardı? Yeni Şafak dahil olmak üzere. İsveç'in temsilcisi Kılıçdaroğlu diye bağırıp duruyorlardı. Yazıp duruyorlardı. Şimdi ne oldu? Şimdi bu gazeteler ne oldu? O köşe yazarları ne oldu? O manşetler ne oldu? Ahlak mı bu? Gazetecilik mi bu? Yoksa saldırgan bir uslup mu? Nedir bu? Ben doğruyu söyledim. Linç edildim. Erdoğan geldi aynı şeyi yaptı. Üstelik bana göre tükürüğünü yaladı. Devletin itibarını yerle bir ettim. Speaker 1 Ama meclise getireceğim dedi. Henüz karar verilmedi dedi. Bazı şartlar öne sürdü. Ne şartları sürdü? Hukuki bazı düzenlemeler yapıldı. Hangi düzenlemeleri yaptı? Anayasasının, Tereli Mücahede kısısını değiştirdi İsveç ve bazı iadeler talep edildi ve meclise gelecek mesela hangi iade verildi onu soracağım şöyle ya verilmedi hiçbiri vermedi bu onu soracağım ne FETÖ'den ne PKK'dan mecliste mesela siz Kur'an yakma üzerinden de bunu eleştirdiniz ve evet dediler dediniz Evet demelerinde eleştirdiniz meclise geldiğinde çünkü Erdoğan şunu söyle diyecek misiniz yoksa yani Kılıçdaroğlu diyeceksiniz. Biz az önce düşüncemi söyledim zaten. Evet diyeceksiniz. Yani biz NATO'nun genişlemesi. Biz öteden beri Türkiye'nin güvenliği açısından savunma üzerinde, üzerine düşen yükün hafiflemesi açısından biz devletimizi düşünürüz. Partiyi değil. Bakın. Bizim için önce Türkiye Cumhuriyeti devleti ve devletin güvenliği gelir. Dış politikada ben istediğim gibi konuşurum diye bir laf yoktur. Kur'an yakıyor. Değil mi? Kur'an yakana ben izin vermem dedi mi? Dedi. E oraya gidince ne oldu? Çünkü oğlu üzerinden tehdit edildi ve onun ne olduğu belliydi. Mal varlığı üzerinden teslim alındı onun ne dediği belliydi. Bir kişi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni teslim alınan yabancıların teslim aldığı bir kişi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni sağlıklı yönetemez. Birleşik Arap Emirliklerine ne diyordu Yeni Şafak? Manşet atıyordu şerefsizler diye. Bir cumhurbaşkanı şerefsiz dediği bir kişiyle gidip görüşür mü? Allah aşkına bu devletin itibarının yerle bir edilmesi değil midir? Ya koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Milli Kurtuluş Savaşı'nı veren bir devlet, bütün mazlum milletlere örnek olan bir devlet, cumhuriyeti kurduktan sonra bütün mazlum ülkelerin de cumhuriyeti bizi takip eden kurdukları bir devlet, örnek olan bir devlet. nasıl olur da böyle birilerinin şamar olanına döner? Speaker 1 Özür dilerim. Siz mesela dış politikadaki bu gelişmeleri, İsrail ile ilişkilerin düzelmesi, Körfez'e yeniden düzenlenmesi, Amerika ile iyileşmesi ki sizin vaatlerinizden birisiydi Amerika'ya düzelteceğiz diye. Bunları müsbet gelişmeler olarak görmüyor musunuz? Müsbet gelişme görmüyor musunuz? Kılıçdaroğlu Bu doğru değildir demedim. Doğru mu? Speaker 1 Peki bu. Ben Türkiye'nin Kılıçdaroğlu dış politikada barış eksendi ve ülkenin çıkarları korunarak bir dış politika izlenmesini hep söyledim zaten. Ayrıca şunu da söyledim. Dış politikada iktidar muhalefet olmaz. Dış politikanın milli olması gerektiğini yani iktidar ve muhalefetin ortak hareket etmesi gerektiğini de söyledim. Ama Erdoğan dış politikayı ben istediğim gibi yönetirim dedi. Ne oldu? Daha önce eleştirdiği ülkelerle ilişki kuruyor. Speaker 1 Ama zaten söylediğimiz şey hep şu. İlke olmaz dış politikada. Ülkenin çıkarları vardır diyoruz. O yüzden bu ilişkileri geliştirmesi iyi bir şey değil mi? Yani ben dış haberciyim de o yüzden iyi bir şey gibi anlatıyorum. Kılıçdaroğlu İyi de yani. Niye o laflar ettiniz? Ve o adamların yüzüne nasıl bakıyorsunuz? Speaker 1 Biden'da Muhammed Bin Salman'a pek çok şey söyledi ama ziyaret etti mesela. Kılıçdaroğlu Biden bana ne? Orası Amerika. Sen Amerika kadar güçlü müsün? Ona rağmen gitti. 5 dolar para bulmak için kapı kapı dileniyorsun. 5 dolar için, 10 dolar için kapı kapı dileniyorsun. Ya Türkiye'nin Cumhurbaşkanı dilenci mi Allah aşkına ya? Ne işin var senin ya? Ya bu ülkenin itibarını yerle bir etmeye senin ne hakkın var? Satmadığı ne kaldı ya bu ülkede? Bir Türkiye'nin itibarı kaldı onu da satıyorlar. Yazık günah değil mi ya bu devlete? Ya Cumhuriyet'in 100. yılını kutlayacağız ya. 100. yılını kutlayacağız. Millete çektirdiğine bak. Soğan 10 lira olacak derken soğan 30 lira oldu. dolar avro almış başını gidiyor. Türk lirası yerlerde sürünüyor. Yani milli para bizim itibarımızdı. Bir söyleyen ben değilim o. Hayatımda bu kadar yalan söyleyen ve bu kadar çark eden başka hiçbir devlet adamı görmedim. Hiçbir devlet. Özür dilerim devlet adamı diyor. Devlet adamıyla ilgisi yok. Hiçbir yönetici görmedim. Bu kadar çark eden bu kadar yalan söyleyen Bu kadar Türkiye'yi itibarsızlaştığına hiçbir yönetici görmedim. Ya dün siyah dediğine bugün beyazlıyorsun ya. Kim sana inanacak ya? Herkes oynuyor üstünde. Para dileniyorsun. Ya niye para dileniyorsun kardeşim sen? Satmadın bu ülkede ne kaldı? Ne kaldı bu ülkede? Bakın bu kadar zam yaptı kime yarıyor? Size sayacağım Allah aşkına. Kime yarıyor? Speaker 1 Bu arada efendim son bir buçuk dakikamız söyleyeyim. Kılıçdaroğlu Yok efendim kusura bakmayın. Olur. Speaker 1 Kusura bakmayın. Kılıçdaroğlu Bu efendim. Tabii. Birkaç dakika daha rica ediyorum. Bu kadar zam yaptı. Kime yarıyor? Esnafa yarıyor mu? Çiftçiye yarıyor mu? Emekliye yarıyor mu? Sanayiciye yarıyor mu? Hiçbirisine yaramıyor. Sayın bir, dolarla ihale alanların keyfine yarıyor. İki, dolarla fiyat garansı verilenlerin işine geliyor. Üç, devlete borç verip, dolarla borç verip oradan gelir elde edenlerin işine yarıyor. Dört, kur korumalı mevduat, dolar garantisi onların işine yarıyor. Beş, yurt dışından kredi çekip de devletin hazinesini ona garanti edenlerin işine yarıyor. Bunlar kaç kişi? 85 milyon bunlara çalışıyor. Şu anda Türkiye'de iki Türkiye var. Bir sarayın Türkiye'si, iki vatandaşın Türkiye'si. Sarayın Türkiye'sinde dolmuş parası yok, uçak parası yok, mutfak masrafı yok, eğitim masrafı yok. Elektrik parası yok Doğalgaz parası yok Kömür parası yok Dört yerden beş yerden maaş alır Bu sarayın Türkiye'si Bir de milletin Türkiye'si var Zam üstüne zam gelir Mutfak masrafı Yemekler içecekler Çocuğa alınacak petten tutun da Eğitim masrafına kadar Aldığı teneffüs ettiği havadan Neredeyse tutun da Bu su açtığı zaman ödediği Beş çeşit vergiye kadar Bu da vatandaşın Türkiye'si vatandaşın Türkiye'si bir avuç sarayın Türkiye'sine çalışıyor. Speaker 1 Ya efendim çok özür dilerim buna rağmen seçimi kazanamamış olmak başarısızlık değil midir? Buna rağmen ne oldu? Kılıçdaroğlu Sağ duyu insan şunu söylüyor. Devletin güvenliği vatandaş devletin güvenliğine oy verdi. Çünkü dediler ki yalan kurgulu videolarla Türkiye elden gidiyor. Oy verirseniz terör örgütüyle bunlar yan yana olacaklar diye. Ne oldu? yalan söyledikleri çıktı. Şimdi vatandaş diyor. Gelsin şimdi seçim yapsınlar. Koysunlar sandığı boyların ölçüsünü alsınlar. Niye yapmıyorlar şimdi? Çıksın desin ki bu kadar zammı yaptım. Gene devlet tehlikede. Gelin bana oy verin. Devleti tehlikeye sokan adam bizi devletin karşısına koydu. Yalanlarıyla, iftiralarıyla, montaj videolarıyla. Speaker 1 Peki. Çok teşekkür ediyorum. Sağolsun. Süremiz bitti biraz daha açtık ama eklemek isteniniz varsa yine dinlerim. Gönlüm şunu isterdi. Ekonomi bütün boyutlarıyla konuşmamız lazım. Kılıçdaroğlu Konuşalım bir gün efendim. Biz de ekonomide neleri düşünüyorduk? Biz de bu ülkenin niye gübre ithal ediyoruz? Niye soğan ithal ediyoruz? Niye mercimek ithal ediyoruz? Niye not ithal ediyoruz? Niye et ithal ediyoruz? Niye canlı hayvan ithal ediyoruz? Ya bunları niye biz üretmiyoruz? Çiftçiyi niye perişan ettiniz? Toprağı niye küstürdünüz? Biz bunları konuşmak isterdik. Speaker 1 Peki. Çok sağ olun. Katıldığınız ve samimiyetle sorularımızı yanıtladığınız için takdir kamuoyunun Efendim Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Merkezi'nde misafir ettik. Onlar da bizi misafir ettiler. Sağ olsunlar. Yayınımızı noktalayacağız. Süremizin sonuna geldik. Görüşmek dileğiyle. İyi akşamlar. Hoşçakalın. .