Kılıçdaroğlu Başlangıçta çok büyük bakın biz her okulun önünde aynı zamanda bize cep telefonuyla sonuçları bize gönderen arkadaş cep telefonuyla hemen göre sandık okul önlerindeki sonuçlar gelince okul önlerinden gelen sonuçlarda biz yüzde elli bir öndeyiz ve hepimiz sevindik yüzde elli bir işte ne zaman ki bu bir iki ve üç numaralı en fazla bir iki ve üç sandığın konulduğu yerlerden sonuçlar gelince baktık ki tablo bizim düşündüğümüz gibi bir tablo değil. Bir soru sorabilir miyim? Speaker 2 Bir soru sorabilir miyim? Şimdi ben yani herhalde seçimden boyunca 12 gün geçti. Yaklaşık 12 gün geçti. Kuşkusuz dediğiniz nedenler etkili oldu. Yani zorbalıklar oldu, kusuklar oldu. AK Partisi'nin aleyhinize manipülasyonu kullandı, mantojı kullandı. Ama zaten bunların olacağı öngörülüyordu. Ve siz de herhalde bu böyle zorluklar karşılayacağınızı öngörüyordunuz. Ve bu nedenle sizin bugünkü MHK üyelerinizden biri Erdoğan'ın karşısına kutu kolayı koysak kazanırız dedi. Başkaları bu seçimin yine sizin partinizde yakın çevrenizde insanlar açık ara bu seçimin kazanılacağını söyledi. Yani muhalefetin adayının bu bahiste sizin bu seçimi kazanacağını söyledi. Günün sonunda bu seçim kaybedildi. Yani bu bir yenilgi değildir. %48 ile 25 milyon iyi oydur demek elbette ki anlamlı ama bu akıbeti değiştirmiyor. Bu seçimi kaybettiniz. Dolayısıyla bu seçimi... demedik arkadaşlar. Bu seçimi neden kaybettiğinize dair 12 gün boyunca bir açıklama yapmadınız. Bence şu anda da tam olarak bir açıklama yapmadınız. Gerçekten ben merak ediyorum. Siz bir rapor çıkardınız mı? Siz bu seçimi neden kaybettiniz? Söyledim. Anlatamıyorum galiba. Kır ve kent oyları farklılığı mı söylüyorsunuz? Evet. Muzahtem biliniyordu efendim. Hayır efendim. Nereden biliyordunuz? Bütün seçimde yani 21 yıl ta yani şu 21 yıl seçimleri sonuçta seçim soruları baktığınızda CHP kırdayı Yani 21 yıldır bütün seçimlere baktığınızda CHP kırdığı zaten hep az oy almıştır. Yani bu sürpriz bir durum değil ki. Güzel. Kılıçdaroğlu Biz 3 ve daha fazla sandığın kondu, bütün Türkiye genelinde %51 alıyoruz. Bu ne demektir? Bu ne demektir? En azından partinin kent merkezlerinde, büyük ilçelerde en azından sesini duyurduğu, en azından oyunu yükselttiği, en azından insanlarla yan yana geldiği, en azından esnafından, sanayicisinden, taksi şoföründen pastacısına kadar hemen hemen herkeste diyalog kurduğu, en azından belli bir güveni verdiğini göstermiyor mu? gösteriyor. Ben ne söyleyeyim? Eksiğimiz var. Tamam güzel. Eksiğimiz var. Nedir? Biz bir sandık konulan yerlere gitmemişiz. İki sandık konulan yere gitmemişiz. Üç sandık konulan yere gitmemişiz. Ben bunu söylüyorum zaten. Kaybımızın nereden kaynaklanan... Parti olarak gitmemişiz diyorsunuz değil mi efendim? Speaker 3 Parti olarak ulaşamamışız diyorsunuz. Politika yaparız. Sandık görevlisini kastetmiyorsunuz. Kılıçdaroğlu Hayır sandık görevlisi değil. Elbette sandık görevlisi var ama biz oraya zamanda gidip Kendimizi yeteri kadar anlatamamışız. Burayı da inceledik. Buradakilerin büyük bir kısmı sadece TRT izliyor. TRT'nin ne olduğunu da herhalde gazetecisini siz benden daha iyi bilirsiniz. Onların propagandası etkili olduğunu. Etkili oluyor. Dolayısıyla yani Sözcü TV, diğerleri veya bağımsız televizyon kanalları oranlarda izlenmiyor. Sadece TRT izleniyor. Biz bunu da gözlemledik. Üstelik bu gözlemi biz yapmadık. Onun da altını özenle çizeyim. Yani CHP'liler gidip bu gözlemi yapmadı. Bu gözlemi bağımsız kişiler gidip oralarda yaptılar ve bunu bize gönderdiler. Buralarda TRT izleniyor başka bir şey izlenmiyor diye. Buna benzer pek çok olay var ama işin özü şu. Yani ben eğer gerçekten bu ülkeye hizmet verilecekse olaylar sağduyuyla masaya yatırılmalı ve üzerinde düşünülmeli. Ben sizin önünüze çıkmadan önce oturdum dersimi çalıştım, çıkardım bütün bu verileri aldım. Bunlar benim ürettiğim veriler değil, onu da ifade edeyim. Yüksek Seçim Kurulu'ndan bize gelen, bizdeki ıslak imzalı tutunaklarla karşılaştırılan, bizim parti meclisinde, merkez yönetim kurulunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi grubunda, arkadaşlarımızın görüşleri, arkadaşımızın tartışmaları, eksikliklerimiz ne oldu, artımız ne oldu, Bütün bunları ben öğrenmeden tek başıma çıksaydım ben bunu doğru bulmazdım. Yani arkadaşlarımı dinlemem lazım. Çünkü ben alana sadece mitingler için gittim. Ama benim arkadaşlarım alana mitingler için değil doğrudan doğruya sandığa, ilçeye, esnafa, çiftçiye, köylüye herkese gittiler. Ve dolayısıyla onların gözlemleri, onların eleştirileri, onların vatandaşın, sıradan vatandaşın bize yönelik eleştirileri bizim için daha değerli. Biz onları dinlemeden bir şey diyemeyiz. Speaker 3 Şöyle bir özet yapabilir miyiz efendim? Sayın Gökhan Günaydın'ın seçim sonuçlarını etkileyebilecek sayıdaki sandığa görevli gönderemedik. Yok görevli var. Değerlendirmesi doğru değil. Evet görevli gönderdik. Evet bazı yerlerde görevlimiz yoktu ama bu hem ülke genelindeki seçim sonuçlarını etkileyemeyecek durumdaydı. Hem de o ildeki sonuçları bile etkilemeyecek. Kılıçdaroğlu Evet, çok sınırlı sayıda. Yani orada da yine şunu da ifade edeyim. Kimlerin, yani bizim görevlendirdiklerimizden kim sandığa gitmedi? Bununla ilgili de bir çalışma yapılıyor şu anda. Çünkü net olmak lazım çalışmayı. Yüksek Seçim Kurulu sandık görevlilerine belli bir bedel ödüyor. O bedel kimlere ödendi, ödenmedi. Onu takip ediyoruz şu anda. O listeler de çıkacak. O zaman gerçek anlamda bizim görevlendirdiklerimizden kaç kişi sandığa gitmedi. Hem bizi öğrenmiş olacağız hem Yüksek Seçim Kurulu öğrenmiş olacak. Biz bunu da peşindeyiz ve onu da çıkaracağız ortaya. Speaker 2 Benim anladığım iki tespit yapmışsınız. Neden kaybettik sorusuna benim anladığım kadarıyla. Kır nüfusunu ikna edemedik, köylüleri ikna edemedik. Onlar TRT'yizm. Bu iki temel gerekçe yazılıyor. Ama benim düşündüğüm şuydu. Ben şöyle düşünüyorum. AK Parti son 5 yılın en berbat bir önemini geçiriyor ve Türkiye'yi krize sürükledi. Ve Türkiye bir yıkımın eşiğine geldi. Kendi liyakasizliği, beceriksiz nedeniyle Türkiye'yi uçuruma sürekledi. Tabii bir yandan salgın oldu. Çok iyi biliyorsunuz takip ettiniz. Salgında maske dağıtamadılar. Sel oldu, orman yangını oldu. Neredeyse ormanlarımızın dönemel bölümü yandı kül oldu. Depremi çok iyi takip ettiniz. Deprem bölgesi helak oldu, harap oldu ve onlar enkaz bile kaldıramadılar. Böyle bir tabloda, o da dahil, böyle bir tabloda bu iktidar seçimi kaybetmek üzereydi. Bu iktidarın belki de en zayıf girdiği seçimdi. Erdoğan'ın belki de en zayıf girdiği seçimlerden biriydi. Ama bu tabloda bile siz büyükşehir yönettiğiniz Hatay'ı bile ikinci turda alamadınız. Dolayısıyla Erdoğan'ın en zayıf girdiği seçimde bile CHP'nin bu seçimi alamayışının esaslı politik nedenleri ve özelleştirisi olması gerekmez mi? Yani sadece köylüleri ikna edemedik ve onlar TRT izliyor demek yeterli bir gerekçe mi? Öyle bir iddiada bulunmadın. Özür dilerim bu arada çok özür dilerim. AK Parti aşağı yukarı kendi, yani İç Anadolu'nun tamamına yakında Karadeniz'de ve Doğu Anadolu'nun önemli bölümünde birinci olmayı sürdürüyor. Yani o tabloda değişmiş değil. Kılıçdaroğlu Şöyle ifade edeyim, eleştirilerinize ya da yorumlarınıza şunu ifade edeyim. Bir, %42'den %36'ya indin. Doğru. Bu nedir? Yani AK Parti için bir başarı mı? Değil tabii. Değil. Güzel. Demek ki sizin söylediğiniz o yıkımın sonuçları bir şekliyle çıkıyor. Ama buna rağmen kazandık. Beklediğimiz ölçüde. Buna rağmen kazandık. Biliyorum ama beklediğimiz ölçüde bir yıkım oldu mu, yani AK Parti aslında bir kayıp oldu mu, beklediğimiz ölçüde olmadı. Ama şunu da düşünün, şimdi ben gerekçe üretmek zorundayız. Yani gerekçe üretmeyi çok şey bulmuyorum. Efendim işte biz kazanacaktık da işte şu oldu da bu oldu da ben öyle bir şeye girmek istemiyorum. Evet biz bunu kazanamadık. Doğru nokta. Ama şunu da düşünün. Onu diyorsunuz ama ben asgari ücret artsın dediğim zaman taktiği Erdoğan artırdı mı? Speaker 2 Evet doğru. Kılıçdaroğlu Emekli maaşı artırdığım zaman taktiği artırdı mı? Biz şunu da araştırdık. Yani acaba kırsaldaki insan neden bu ekonomi yıkımdan etkilenmedi diye. Çok basit. Ayda 500 lira verdiğinizde zaten harcayacak yer yok. köyde nereye harcayacak parayı? Ekonomik yıkımdan etkilenmiyor o. Deprem bölgesine gelince, depremde evet biz de bekliyorduk. Deprem bölgesine ilk giden benim, deprem zedelerinin sorunlarının nasıl çözülmesi gerektiğini söyleyen benim, onlara depremde yıkılan evlerin ruhsatlı, yıkılan bedava vereceğim dediniz. Efendim? Bir de bedava vereceğim dedi. Evet diyen benim ama sonuçta halk orayı tercih etti. Yani şimdi ben kalkıp da vatandaşa vay niye buraya verdin? Benim onu söyleme hakkım yok. Orada dönüp yeniden kendimiz kendimizi sorgulamalıyız. Kendimizi. Yani neden olmadı bu? Hangi? Ben de onu söylüyorum. Evet. Ben bir de bir ek çok birden fazla nedeni var. Dağıtılan paralar var. Iıı imkanlar var. Dağıtılan imkanlar var. E bunları da biz biliyoruz zaten gözlüyoruz da. Bu muhalefet Speaker 2 yani o birinci siz ikinci olmuyorsunuz. Yani ona altın buna bronz vermiyorlar. Ona ikidir azı yok. Dolayısıyla yani Erdoğan bu seçimin sonunda Türkiye'yi 5 yılda yönetecek. Bu tablo hiçbir zaman değişmeyecek. Şunu sormak isterim. Niye tablo değişmeyecek? Çünkü o iktidarda kalacak. Bakanları o atadı. Türkiye açısından muhaliflerin umudu 5 yılda ötlenecek. Kılıçdaroğlu Her an demokrasilerde, sağlıklı işleyen rejimlerde her an... Erken seçim. Yani o da gündeme gelebilir. 5 yılda olabilir. Ama ülkeyi yönetme iddiasında olan siyasi partiler yani bizler biz yarın değişim olacakmış gibi, yarın yeni bir şey çıkacakmış gibi her zaman hazırlıklı olmak zorundayız. Yani şimdiden 5 yıl olacak biz şimdi yatalım 5. yılın sonunda uyanırız. Yok öyle bir şey. Speaker 2 Yok hayır. Görev süresi 5 yıl daha erken biterse ama öyle bir şey demiyorum. Ama benim sorum şuydu aslında, seçimden önce bazı araştırmalar ve anketler yapılıyordu ve orada deniyordu ki işte iki tane CHP'li belediye başkanı aday olduğu takdirde önde bitiriyor. İşte bazısı birisi ilk turda bitiriyor, öbürü ikinci turda bitiriyor ve siz bu araştırmalarda aslında kazanması daha az ihtimal dahilinde gösteriliyordunuz. Sonuçta siz dediniz ki ben kazanırım. Ben kazanırım. Yani anketlerin ya da kamuoyu araştırmacılarının söylediği olmadı. Sizin dediğiniz oldu. Sizinle beraber hareket eden masa üyelerinin oldu ve siz aday oldunuz. Şimdi günün sonunda araştırmacılarının dediği çıktı. Yani en azından daha güçlü kazanması muhtemel görülen adaylar kenara çekildi ve siz aday oldunuz ve siz kaybettiniz. Bu kararı alırken sonunca bu karar olarak söylüyorum hata etmediniz mi? Yani kendinizin sizin kazanması daha muhtemel olanların değil de sizin aday olmanız, aday olmanı istemeniz günün sonunda sonuca baktığımızda bir hata değil mi? Bir hata etmediniz mi? Speaker 3 Efendim İsmail'in sorusunu tamamlar mahiyette ilavede bulunmak istiyorum. Siz toplam oyları %2'yi bile bulmayan 4 partiyi listelerinizden milletvekili seçtirerek 38 milletvekili çıkarmalarını sağladınız. Örneğin İzmir'den Demokrat Parti 2, DEVA 1, 1 parti daha yani Millet İttifakı Birleşenleri 4 milletvekili çıkardı. Bunların üçü İzmir'le alakası olmayan kişiler. Dolayısıyla sizin bu partileri böylesine çok sayıda milletvekili çıkartabilecek şekilde desteklemenizin bir bakıma Cumhurbaşkanlığı adaylığınızı desteklemeleri için bir ikram şeklinde değerlendiriliyor kamuoyunda. Buna ne diyorsunuz? Güzel. Önce şuradan başlayalım. Kılıçdaroğlu Şöyle ifade edeyim. Sonuçta bizler iki büyükşehir belediye başkanımız da cumhurbaşkanı yardımcısı olarak sisteme katıldılar mı? Son aşamada. Katıldılar. Bitinglere katıldılar mı? Katıldılar. Beraber yaptık mı? Beraber yaptık. Çalışmalara yürüdüm. Çalışmalara yürüdüm. Eğer onlar olmasaydı biz kaybetseydik belki dediğinizin bir haklı gerekçesi olabilirdi ama onlar vardı zaten. Burada bir şey siz neden aday oldunuz diye bana soruyorsunuz. Her zaman söyledim ben hiçbir zaman ben adayım diye demedim masada da demedim. Ama adayların altyapısı şöyle oluştu. Bir, bir yıldır altı lider çalışıyor ve bir yıldır biz birbirimizi tanıyoruz. Ve bir yıldır bir ortak mutabakat metni hazırladık. Ve bir yıldır hangi liderin hangi konuda duyarlı olduğunu da biliyoruz. Yeni gelecek birisinin o duyarlılığı ne kadar kavrayacağı konusunda masada da sorun çıktı. İçimizden birisi olsun dendi. Olur içimizden birisi olsun. Hiçbir zaman arkadaşlarımı ne reddettim ne bunları yapamaz dedim. Tam tersine masanın iradesine her zaman saygı gösterdim. Gelelim sizin sorunuza. Uğur Bey. Çok özür dilerim. Speaker 2 Oraya geçmeden şunu sorabilir miyim? Toplamda oyları %2 ile 3'ü bulan 4 liderin onayıyla aday olmak demokratik bir şey midir? Kemal Bey. Kılıçdaroğlu Demokrasi dediğiniz olayı anlatacağım şimdi. Demokrasi dediğiniz. Siz %2-3 diyorsunuz. Onlara bir sorun bakalım onlar kaç diyorlar? Bunlar zaten CHP'nin yarısını biz aldık diyorlar. Yok. Yani %25'in 5'imizin bir soruları sorarsanız. Öyle demiyorlar. Şimdi bakın. Yüzde beş diyorlar. Soru soruyorsunuz eyvallah. Ama yani abartarak sorun. Abartarak sormayın. Yüzde beş de diyorlar. Evet. Onlara göre beş olabilir. Yedi de olabilir. Bir de olabilir. Sonuçta bu. Şu anda elimizde böyle bir ölçü yok. Böyle bir veri yok elimizde. Sonuçta geldiğimiz nokta şudur. Yani. İlk toplantıda söyledim. 6 liderin ilk toplantısında bizi bir araya getirinin demokrasi olduğunu söylemişti. Ve yine pek çok yerde ifade ettim. Arkadaşlarımla konuşurken de ifade ettim. Eğer Türkiye bu konumdaysa ve Türkiye bir otoriter rejimden çıkıp bir demokratik yol yakalayacaksa, olay artık bir parti olayı olmaktan çıkmıştır. Olay artık bir Türkiye olayıdır. Eğer olayı bir Türkiye olayı olarak görmezseniz o toplumsal birlikteliği sağlayamazsınız. Yüzde bir bile olsa, yüzde bir bile olsa o toplumsal birlikteliğin içinde olmak zorundadır. Olayı eğer siz demokrasi ekseninden, bir Türkiye ekseninden çıkarıp bu olay bir parti olayıdır derseniz zaten böyle bir masaya ihtiyaç yok. Her parti zaten gider, seçime katılır, şöyle veya böyle yol açar, yolunu yürür gider. Biz olayı, az önce ifade ettim, Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkenin temel taşlarından birisidir. Cumhuriyeti kuran, demokrasiyi getiren, her türlü özveride bulunan bir partidir. Bu özverinin temel kaynağı Cumhuriyet Halk Partisi olmak zorundadır zaten. Eğer bu özveriyi vermiyorsanız siz, özveride bulunmuyorsanız siz, zaten demokrasiye inanmıyorsunuz demektir. Yani sadece benim demektir. Oysa öyle bir noktaya geldik ki sadece benim demek yetmiyor. Biziz demek gerekiyor ve beraber olmamız gerekiyor. Benim Saadet Partisi'yle, devayla, gelecekle, Demokrat Parti'yle beraber olmam, İYİ Parti'yle beraber olmam, İYİ Parti'yle oturup konuşmam ve var olan sorunları masaya yatırmam. İş politikada, dış politikada, ekonomide, eğitimde, diğer alanlarda neler yapacağımız konusunda bir görüş birliğini sağlamam. Demokrasimiz açısından olağanüstü bir şey. Bizim siyaset tarihimizde bir ilktir. Biz bunu neden küçümsüyoruz? Dolayısıyla milletvekili evet, milletvekilleri verdik evet. Onlar da çalıştılar, biz de çalıştık. Sonuçta ben şimdi onların ayrıca parlamentoda grup kurmalarını istiyorum. Nasıl olacak? Gelsinler bir araya grup kursunlar. İstiyorum bir grup kursunlar. Hatta mümkünse iki grup kursunlar. Çünkü parlamentoda onların varlığının olması, söz hakkı istemeleri, meclis kürsüne çıkmaları, grup olarak meclis kürsüne çıkmaları, komisyonlarda temsil edilmeleri demokrasi için son derece önemlidir. Speaker 3 İzmir'le ilgili bir öz eleştiri yapıyor musunuz efendim? Çünkü ben 6 yıl yaşadım İzmir'de. Biliyorum ki İzmir Cumhuriyet'in kalesi bir kentimiz. Ve orada Cumhuriyet Halk Partisi'nin oyları %2 oranında azaldı. Oysa bu seçimde bir patlama yapılması bekleniyordu. Ama dışarıdan sizin listenizde de iki kişi örneğin İstanbul'dan geldiler. Adeta paraşütle İzmir listelerine girdiler ve İzmirliler buna tepki gösterdiler. Kılıçdaroğlu Birisi zaten İzmirli ama İstanbul'da yaşıyordu bizim Gökçe Hanım. Speaker 3 Dört milletvekili de İzmir'de yine Cumhuriyet Halk Partisi listesinden ama Millet İttifakı'nın diğer birleşenlerinden çıktı. Bu bir öz eleştiri gerektirmiyor mu? Kılıçdaroğlu Az önce baktığımız çerçevede yani buradan İzmirlilere bir sefer şükran borçluyum. Gerçekten İzmirliler partiye de sahip çıktılar. Ve bizim beklediğimizin üstünde olmasa dahi güzel bir sonuç elde ettiğimizi ifade etmek isterim. Güzel bir sonuç. Milletvekili listeleri olmasa bile Cumhurbaşkanlığı seçiminde güzel bir sonuç ortaya çıktığını ifade etmek isterim. Şöyle ifade edeyim. Biz şimdi elbette ki var olan talep çerçevesi ya da anlaştığımız çerçevede milletvekillerini biz önce 3 parti acaba kendi aralarında anlaşıp tek bir listeyle girebilirler mi? Bunun da çalışması yapıldı ama orada bir sonuç alınamayınca biz kendi listelerimize alalım, buradan seçime girelim diye düşündük. Ve demokrasi için bunun ne kadar önemli olduğunu da ifade ettik. Demokrasiyi kuran bir partinin demokratik talepleri göz ardı etmesi veya onları görmezden gelmesini asla doğru bulmadım. Ve biz onları aldık. Evet, onlar şimdi parlamentodan seçildikten sonra da genel başkanlara telefon ettim. Dedim ki seçildiler bizim CHP listelerinden. Arzu ederlerse kendi partilerin isimleri okunsun yemin töreninde partimizden ayrılabilirler. Dilekçe örneğini de gönderdi kendilerine. Partimizden ayrılıp kendi isimleri, kendi partilerin isimleriyle kürsüye çıkıp yemin etsinler. Bu demokratik gelenek açısından da son derece değerlidir ve önemlidir diye. Bakın Uğur Bey, siz doğayan bir gazetecisiniz. Dolayısıyla olaylara yaklaştığınızda bütün eleştirel bakıyorsunuz ama biz de bunlara yanıt vermeye çalışıyoruz. Ama gerçekten demokrasiyi içselleştiren bir parti olarak biz bu tür olaylara olumsuz bakamayız, olumlu bakmak zorundayız. Çünkü demokrasi güçlendikçe farklı düşünceler parlamentoda ifade edildikçe o zaman Türkiye geleceğe çok daha güvenli ve daha güçlü bakabiliyor. Bütün bakış açım bunun üzerine inşa edildi. Ben az önce de söyledim biz Türkiye'ye gerçek anlamda demokrasiyi getirinceye kadar mücadele edeceğiz ve bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. En küçük yeni üye olandan genel başkanına kadar bütün parti bu çerçevede bakar demokrasiye. Speaker 2 Kemal Bey 2008 seçimlerinde Saadet Partisi'ne de kontenjan vermiştiniz. İki kontenjan vermiştiniz. Sonuçta o zaman da bir ittifak olmuştu. Biri ayrılmıştı. Şimdi bu seçimde siz seçilebilecek yerden toplamda 71 seçilebilecek yerlerden 39 civarında milletvekili verdiniz. Ve sonuçta 2018'de siz 22,5 oy alıp 146 vekil çıkarırken bu kez %25 oy alıp kontenjanlar gittikten sonra 131 vekil aldınız. Oyunuzu arttırıp milletvekilinizi azaltmak bir başarı olabilir mi gerçekten? Kılıçdaroğlu Demokrasi açısından bu zorunluydu. Az önce söyledim. Peki ya demokrasi? Farz edelim ki parlamentoda 200 milletvekiliniz var. Farz edelim 200 CHP'nin 200 milletvekili. Diğerleri de 10 milletvekili, 5 milletvekili, 7 milletvekili çıkardı. Parlamentoda çoğunluğunuz var mı? Yok. Siz olayı salt milletvekili penceresinden bakarsanız zaten demokratik açıdan bakmıyorsunuz demektir. Bir parti penceresinden bakıyorsunuz. Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar olaylara bir parti penceresinden bakmayı zorunlu kılmıyor. Tam tersine daha geniş bir perspektiften bakmak zorundasınız. Ben neden devada orada olsun diyorum, demokrasi için orada olsun diyorum. İyi Parti bunlar parlamentoya girmeyi engellemediler mi? Engellemek istemediler mi? Ama Cumhuriyet Halk Partisi ne yaptı? Tarihi bir misyon üstlendi. Hayır dedi siz bir partiyi parlamentoya gelmeme yönünde yargıya baskı kurdunuz siz. Yüksek seçim kurulunu ele geçirdiniz siz. Aşan kimdi? Cumhuriyet Halk Partisi'ydi. Bu misyon tarihin bize yüklediği bir misyondu. Biz olaya eğer böyle bakmazsak CHP'nin tarihini reddetmiş olurdu. Peki efendim şu anda bir şüphelenmediniz mi? Speaker 2 Daha fazla milletvekili vermeyi hesap edip bu kadarını mı aldınız? Yoksa gerçekten hesapladığınız bu muydu da tablo böyle oldu? Hayır. Kılıçdaroğlu Biz parlamentoda biz her çoğunluğu istiyoruz. Hedef zaten bu değil mi? Hedef bu. Parlamentoda çoğunluğu yakalamak. Parlamentoda çoğunluğunuz olursa daha güzel bir süreç elde edersiniz. Cumhurbaşkanlığını da o zaman daha rahat kazanabilirdiniz. Parlamentoda beklediğimiz çoğunluk olmadı. Ölçebildiniz mi? Speaker 2 Bu partilerin size oy katkısı ne kadar? %25'in ne kadar bu partilere ait? Kılıçdaroğlu Şimdi bakın bazı yerlerde biz İYİ Parti'nin logosuyla girdik. Yani oradaki bütün CHP'liler İYİ Parti'ye verdi. Bazı yerlerde de İYİ Parti'liler CHP'ye verdiler. Orada da. Dolayısıyla bunu ölçme şu anda. Sağlıklı bir ölçme şansımız yok. Belki şu olabilir. Bir önceki seçimde CHP'ye ne kadar çıkmıştı? Onlar üzerinden yorum yapıp belki bir sonuç elde edebiliriz. Onun dışında şu var. Oyumuzu kaybetmedik. Onu ifade edeyim. Oyumuz bir parça arttı. Ama yeterli mi? Hayır yeterli değil. Bunun üstüne çıkmak gerekiyor. Evet bunun üstüne çıkmak gerekiyor. Daha fazla evet daha fazla çalışmak gerekiyor. Ha oyumuzun artmama nedenleri nedir? Bunu da biz oturuyoruz arkadaşlar. Yıllardır konuşuyoruz. CHP'ye yönelik bir algı var. Algıyı değiştirmek istiyoruz. Benim elim gitmiyor altı okun altına imza batmaya, mühür basmaya. Biz bütün bu gerçekleri biliyoruz. Bütün bu gerçekleri bildiğimiz için biz toplumun her kesimiyle kucaklaşmak, toplumun her kesimine Cumhuriyet Halk Partisi'ni anlatmak, toplumun her kesimine sorunları nasıl çözeceğimizi aktarmak istiyoruz. Asla. Hele CHP'li asla söyleyemez. Speaker 2 Efendim özür dilerim. Önceki gün eski grup başkan vekiliniz Engin Altay bana verdiği demeçte şöyle demişti. seçim sonuçlarının başa bu seçim sonuçlarına başarılı diyen aklına şaşarım demiş ardından kendisi için ve MK üyelerini kastederek çekilmesini bilmek lazım demiştim bu Altay'ın sözlerine dair bir yorumunuz olacak mı? MK üyelerini kendisi şöyle dedi ya bu sonuçların başarısızlık var ortada buna başarı diyemem dolayısıyla çekilmesini bilmek lazım demişti kendisini Sizi dışta tutarak... Kılıçdaroğlu Şimdi ben parti içinde, yani doğru beni dışarıda tutarak diğer MEYK üyeleriyle ilgili olarak öyle bir... Parti için meselelerin burada konuşulmasını ve doğru bulmam. Şunun için doğru bulmam. MEYK üyeleri bizim geleneksel bir yapımız var. Seçimden sonra girirler, istifa dilekçelerini verirler. Bu geleneğe uydu bütün MEYK üyelerle teşekkür etmemiz lazım. Sayın Altaylı MHK üyesi değil kendisi grup başkan vekiliydi. Benim genel başkanlığımdan sonra ben grup başkan vekillerinin kadın kolları ve gençlik kolları genel başkanlarında MHK toplantılarına katılmalarını istedim. Çünkü partinin politikalarını gençlik kollarının, kadın kollarının artı meclis grubunun da yakından bilmesi gerekiyor. Neyi tartışıyoruz neyi tartışmıyoruz bunun bilinmesi lazımdı. Dolayısıyla MHK üyeleri yeni arkadaşlar geldiler. Eskileri ayrıldılar, kendi iradeleriyle ayrıldılar. Yeni arkadaşlar geldi. Her birisi kendi alanında uzmanlığı var. Her birisi milletvekilliği yaptığı dönemde de başarılı. Partide de uzun süre çalışan arkadaşlar var, genç arkadaşlar da var. Onlar da başarılılar. Belki eskileri kadar isimleri bilinmiyor. Ama benim görevlerimden birisi de yeni isimleri siyasete kazandırmaktır. Yeni isimler gelmeli. Hep değişim değişim diyoruz, hep eskiler olsun. biraz da yeni isimler gelsin. Yine çok var Speaker 4 işçi aslında. Bakın önümde liste var. 7 dönemdir milletvekilleri, 6 dönemdir milletvekilleri, 5 dönemdir çok fazla değil mi efendim? Var. Kılıçdaroğlu Var. İşte o eleştiri yapan arkadaşlarımızdan Speaker 2 birisi. Bunlardan biri benim aslında. Kemal Bey yani yayında söyledim. Huzurunuzda da söyleyeyim. Şöyle ki AK Parti'de 3 dönem kuralı var. HDP'de 2 dönem kuralı var. Sizde böyle bir kural yok ama merkezden 2 dönem üst üste atanmama kuralı var ama ona da pek riayet edilmiyor. Ve CHP'de 7 dönem, 6 dönem, 5 dönem, 4 dönem ve kim var var? Gayet güzel tüzük değişikliğinde Kılıçdaroğlu getirsinler tüzüğe koysunlar. Ben istiyorum. Siz talebe dikisi yapabilirsiniz. Yani benim talebimle olmuyor. Yani bunu kurultayın kabul etmesi lazım. Versinler önerge. 2 dönem desinler. 2 dönem. 1 dönem desinler. 1 dönem. 3 dönem desinler. 3 dönem. Ben bunları reddetmiyorum. Ben az önce söyledim. Aktif pasif üye getireyim dedim. Olmadı. Reddedildi. Şimdi bu şunu da gösterir. Bizim partide genel başkanın her dediği olmaz. Bizim partide oturulur, karar verilir. Sağolun ben bunu kabul etmiyorum derim. Ben ısrar ettim. Hayır dediler biz bunu kabul etmiyoruz. Speaker 5 Mesela 7. dönem milletvekili olmasına bir kişinin nasıl karar veriliyor? Kılıçdaroğlu İstemezseniz olmayabilirdik. O şöyle tabii. Sanıyorum Uğur Bey sormuştu milletvekilleriyle ilgili. Şimdi Uğur Bey, 600 milletvekilini benim zaten belirleme şansım yok. Speaker 3 Ama son sözsüzde efendim. Kılıçdaroğlu Hayır efendim, son söz de yok. Yok mu? Yok. Şimdi bakın, önce bir komisyonumuz var. Milletvekillerinden oluşan bir komisyon. Bu komisyonda duayen milletvekillerimizi yer alırlar. Yani partiyi daha iyi bilen, örgütleri daha iyi tanıyan arkadaşlar. Bunlar, diyelim ki 3 bin kişi mi başvurdu? 600'ünü seçecekler. Bu 600'ü onlar önce belirlerler. Benim buraya girme şansım zaten yoktur. Sonra bunlar gelir. Yine bu en son yanlış hatırlamıyorsam sekiz arkadaşımız beraber benim başkanlığımda oturuldu. Hangi gerekçeyle hangi milletvekilinin burada olması gerektiği onlar karar vermişler. Ben şöyle ifade edeyim. Milletvekili listelerine hani şunu çıkarın yerine şunu koyun diye bir tercih zorunlu olmadıkça söylemem. Çünkü o arkadaşlar o mülakat aşamasından başlıyor. Yani arkadaşlar gelip milletvekilliği için başvururken o arkadaşlar önce ilk konuşmaları, ilk görüşmeleri onlar yapıyorlar. Dolayısıyla ben yapmıyorum onu çünkü benim böyle bir zamanım da yok. Zaten buna imkan da yok. Onları yapıyorlar. Dolayısıyla milletvekili arkadaşlarımız bir araya geliyorlar. Evet benim başkanlığımda toplanıyor. Sonunda buna karar veriliyor. Ve bu karar sonunda götürülüyor. Yüksek Seçim Kurulu'na veriliyor. Tek tek milletvekillerini şu çıksın, şu şu sıraya gelsin, şu şu sıradan aşağı insin diye öyle bir şeyim yok yani. Ben siyasal yani yasalara göre kurulmuş olan siyasal partilere saygı duyarım. Ama siyasal partilerin görüşlerini eleştiririm. Hüdapar'ın anayasanın ilk dört maddesini değiştirme konusundaki iradesini ortaya koyması, benzer bir iradenin yeniden Refah Partisi tarafından ortaya konmasını biz siyaseten eleştiririz ve doğru bulmayız. Asıl bunun muhatabı bizden çok Bahçeli'nin olması lazım. Çünkü Bahçeli ısrarla ilk dört madde olmaz bunlar değişemez diyordu. Şimdi merak ediyorum bu 180 derecelik olay ne zaman değişecek? Yani Bahçeli bu olmaz ne zaman diyecek? Speaker 2 Onu merak ediyorum. Efendim seçimden önce daha çok aslında Meral Hanım söyledi ama sizden de CHP'den de söyleyenler oldu. Bu seçim son seçim. Yani parlamenter sisteme dönüş için köprüden önceki son çıkış gibi bir söylem tutturuldu. Ve eğer bu seçimi kaybedersek, yani 14 Mayıs'ı kaybedersek, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denilen bu despotik yapı kalıcılaşır. Genelde söylem buydu. Seçim kaybedildi. Bu durumda parlamenter demokratik sisteme dönüşün önü kapandı mı? Kılıçdaroğlu Yok, kapanmadı. Ne olacak bundan sonra? Kapanmadı bu mücadele devam edecek. Yani bir dönem geçti, onun yarattığı tahribatı toplum gördü. Ama yalan üzerine bir siyaset oluşturuldu. Toplumun algısı başka bir yere çekildi. Özellikle milliyetçi duygusu yüksek olan Orta Anadolu ve Karadeniz gibi bir yörelerde yalan üzerine inşa edilen bir siyaset üzerine kaldı orada. O yüzden ben ahlaki meşruiyetin sorgulanması lazım. Şimdi yeni geldik bu sürece. Hayat devam ediyor, pahalılık devam ediyor. Dolayısıyla var olan sistemin değişmesinin ne kadar doğru ve ne kadar güçlü olduğu, bu iradenin ne kadar güçlü telaffuz edilmesi gerektiği gerçeği de ortaya çıkmış oluyor. Speaker 2 Yer yer ahlaksızca saldırılara maruz kaldınız. Özellikle PKK'nın hedef aldığı bir siyasetçiyken kandille yan yana kuruldunuz. Ama acıdır ki bu söylemin toplumun bir kesiminde karşılık bulduğu. Erdoğan'ı iktidar yapan kandildir. Kılıçdaroğlu Bakın bunun altını bir daha çiziyorum. Speaker 2 Propagandayı neden bozamadınız? Aslında onu sormak istiyorum. Yani neden bu propaganda tuttu? Aslında hiç hak etmediğiniz halde ağır bir saldırı yoruluyordunuz. Kılıçdaroğlu Hayır, yeteri kadar sesimizi duyuramadık. Bakın ben bu olay daha olmadan önce çıktım, iletişim başkanlığının bunu yapacağını söyledim. Genel müdür yardımcısının adını verdim. İki daire başkanının adını verdim. Bunlar dippek uygulamasıyla sahte videolar çekecekler ve bunu yayınlayacaklar dedim. Dedim. Sonunda benim dediğim oldu mu? Oldu. Yaptılar mı? Yaptılar. Sahte mi? Sahte. Fakat Allah büyüktür çıktı. Evet bunlar dedim. Montaj, montaj dedim. Kendisi itiraf etti. Şimdi itiraftan sonra tabii zaman dilimi biz bir taraftan bu yanlıştır, bu sahtedir, böyle bir şey yoktur derken öbür taraftan başta TRT olmak üzere Türkiye'nin bütün coğrafyasına, onların güçlü şeyiyle, medya dünyasıyla her tarafta bunu yaydılar. Olmayan bir şey. Olmayan bir şey, bir yalan üzerine inşa edildi. O yüzden ahlaki meşruiyeti yoktur dedim bu seçimin. Ahlaki meşruiyet nedir? Evet, mücadele edersiniz. Hani boksta olur, güreşte olur, diğer yarışmalarda olur. Siyasette bir yarıştır. Ama bunun bir ahlaki olması lazım. Siyasi ahlak kanunu çıkaracağız diye bizim öngördüğümüz düzenlemelerden birisi de bu siyasi ahlak kanunu. Siyasette ahlakı bırakmadılar. Ahlaksızlık yapan Speaker 6 birisinin siyasette ne işi var? Bunu özellikle mütedeyin kesime sormak isterim. Ya yalan söyleyen bir insana oy vermek nedir Allah aşkına ya? Продолжение следует...