Erdoğan Aziz milletim, bugün televizyon ekranları aracılığıyla evlerine, iş yerlerine misafir olduğumuz tüm vatandaşlarımı en kalbi duygularımla selamlıyorum. İlk gençlik yıllarından beri siyasetin farklı kademelerinde hep sizlerin huzurunda olmuş bir kardeşinizim. Üstendiğimiz her görevde, yaptığımız her işte sizlerin murakabesi altında bir hayat sürdük. Bugüne kadar girdiğimiz 15 seçimin tamamında sizlerin sandıkta verdiği onayla ülkemizin yönetim sorumluluğunu yürüttük. Bu zorlu süreçte karşılaştığımız her sıkıntının üstesinden sizlerin desteği ve duasıyla geldik. Elbette eksiklerimiz hatalarımız olmuştur. Ama samimiyetle ve tüm gücümüzle eser üretmek, hizmet vermek için çalıştığımızı kimse inkar edemez. Sizlerden aldığımız destekle ülkemize Cumhuriyet tarihinin tamamını katlayan eserler kazandırdık. Türkiye'nin son 21 yılında hayata geçirdiğimiz reformlarla sadece ülkenin demokrasi ve kalkınma altyapısının eksiklerini tamamlamakla kalmadık. Bizim asıl başarımız tarihi bir zihniyet devrimini gerçekleştirmek oldu. Bu öyle bir devrim ki kökeninden, inancından, mezhebinden, meşrebinden dolayı kendini ülkesinden ve devletinden dışlanmış hisseden her ferdi kucakladı. Her bir insanımızı tüm farklılıklarının ötesinde Türkiye ortak faydasının ayrılmaz bir parçası haline getirdi. Mardinli Aziz Sancar hocamız Nobel ödülünü kazandığında kimse ona kökenini, şehrini, anasının babasının mesleğini, kıyafetini sormadı. Hataylı Uğur Şahin küresel salgına karşı en etkili aşıyı geliştirdiğinde kimse onun nereden geldiğine, nerede yaşadığına bakmadı. Yozgatlı Rıza Kayaalp, güreşte üst üste şampiyonluklar kazandığında kimse ona nereli olduğunu, kimlerden olduğunu, nerede büyüdüğünü sormadı. Trabzonlu Selçuk Bayraktar, dünya savunma sektöründe çığır açan işlere imza attığında kimse onun dedelerinin peşine düşmedi. Milletçe bu değerlerimizin hepsinin farklı alanlardaki başarılarıyla gurur duyduk, hepsini sahiplendik. Gerek şehirlerimizde gerek Teknofest gibi etkinliklerde gençlerimizin azimlerini, gayretlerini, çabalarını gördükçe yüreğimizi sevinç kaplıyor. Küresel başarılarıyla takdir kazanan insanlarımızla ne kadar gurur duyarsak, fabrikada alın teriyle üretim yapan, ofisten masasının başında dosyasını tanzim eden, dükkanında atölyesinde tezgahının başında ekmeğini kazanın, tarlasında toprağını eken, ahırında hayvanını besleyen, okulunun sırasında kafasını kitabına gömen, evinde ailesi ve çocukları için çalışıp didinen, emekliliğinde ikinci baharını yaşayan, velhasıl her nerede olursa olsun bu ülkenin bir bireyi, bu milletin bir ferdi olarak Türkiye'ye değer katan tüm vatandaşlarımızla iftihar ediyoruz. Şimdi de aynı anlayışla Türkiye'ye yüzyılını milletimizin ortak hayali olarak inşa etmeye hazırlanıyoruz. Ülkemizin bugün geldiği seviyede emeği, alın teri, zihin çabası, katkısı olan herkesi hiçbir ayrım yapmadan bu hayalin etrafında kenetlenmeye davet ediyoruz. 14 Mayıs seçimlerini işte bu kenetlenmenin yeni bir tezahürü haline dönüştürmek istiyoruz. Dünyanın yaşadığı siyasi ve ekonomik dönüşümün Türkiye'nin önüne açtığı fırsatları ancak bu şekilde kazanca çevirebiliriz. Geçtiğimiz 21 yılda ülkemizin asırlık demokrasi ve kalkınma eksiklerini giderirken hep bu günlerin özlemiyle yaşadık. Eğitimde, sağlıkta, adalette, güvenlikte, ulaşımda, enerjide, sanayide, tarımda, ticarette ülkemize kazandırdığımız altyapıyı hep bu günler için kurduk. Demokraside, hak ve özgürlüklerde ülkemizin standartlarını hep bu günler için yükselttik. Artık bu hayali gerçekleştirmenin eşiğindeyiz. Milletimiz buna layıktır. Milletimiz kendilerini gelişmiş olarak tarif eden ülkelerde ne varsa hepsine de daha fazlasıyla sahip olmaya layıktır. Tarihimizdeki o şanlı günleri kitaplarda iç geçirerek okumak, dizilerde hayıflanarak seyretmek yerine daha iyisiyle canlandırabileceğimiz bir yerdeyiz. 14 Mayıs seçimlerini işte bu kritik dönemecin sembolü yapmak istiyoruz. Biz hep insanı yaşat ki devlet yaşasın öğüdünün izinden gittik. Biz hep Yunus'un gönüller yapmaya geldik düsturunun peşinden gittik. Bunun için ne mücadeleler verdiğimizi en iyi sizler biliyorsunuz. Ülkemizi vesayetin dişilerinden, terör örgütlerinin kanlı ellerinden, darbecilerin namlularından, ekonomik tetikçilerin tuzaklarından kurtarma mücadelesi verirken hep milletimizin selametini, ülkemizin huzurunu düşündük. 14 Mayıs'ta da sadece Türkiye'nin güvenliğinin ve huzurunun devamını, evlatlarımızın geleceğinin aydınlığını, Türkiye yüzyılının yükselişini hedefliyoruz. Siyasette 40 yılı başbakan ve cumhurbaşkanı olarak ülke yönetiminde 20 yılı devirmiş bir kardeşiniz olarak başka herhangi bir dünyevi hırsımın olmayacağını herhalde sizler de takdir edersiniz. İşte bunun için diyorum ki 14 Mayıs'ta tercihinizi Türkiye'yi yüzyılından yana yapın. Tercihinizi güven ve istikrarın devamından yana yapın. Tercihinizi evlatlarınızın geleceğinden yana yapın. Ve 14 Mayıs'ta öyle bir kazanacağız ki bu ülkenin hiçbir ferdi kaybetmeyecek. Kalın sağlıcakla. Продолжение следует...